Patronunuz Yaptığınız Başarılı İşleri Fark Etmiyorsa

Depositphotos 51587983 original

Bazen yaptığınız işin görülmesi ve takdir almanız için, bir adım daha atmanız gerekebilir. Önce nedenlerini tespit edin, sonra çözüm geliştirin.

The Muse’dan Larry Alton kimi zaman hepimizin kendi kendimize sorduğu soruyu bir makale ile cevaplamaya çalışıyor: “Patronunuz sizin yaptığınız mükemmel işleri fark etmiyorsa, ne yapmalı?”

Çok çalışıyorsunuz, çalışmanızın sonucunu da alıyorsunuz, hedeflerinize ulaşıyorsunuz. Büyük bir müşteriyi yeni kazandınız, yeni sorumluluklar üstlenmekten kaçınmıyor hatta süreçlerin daha iyi yönetilmesi için etkinlik arttıracak uygulamaları hayata geçiriyorsunuz. Birinin takdirine ihtiyacınız olmamakla beraber, yaptığınız işlerin departmanınıza ve şirkete yarattığı değerin farkında olunmasını istemek hakkınız. Takdir ediliyor musunuz? Yaptığınız iş şirket verimliliğine ne kadar yansıyor? Bunu yöneticileriniz görüyor mu? Peki, sözlü veya yazılı olarak geribildirimler size iletiliyor mu?

Patronunuz sizin çalışmanızdan memnun olmakla beraber, geliştirdiğiniz yeni süreçlerin, işinizin detaylarının farkında olmayabilir. Neticede, siz ne kadar yoğunsanız, o da bir o kadar yoğun. Kendi sorumluluklarını yerine getirirken, sadece sonuçlara (işlerin zamanında yapılıp yapılmadığına) bakıyor ve detaylara inemiyor olabilir. Eğer ilk seferlerde birkaç kez yaptığınız işten memnuniyetini dile getirmediyse, bu basit bir gözden kaçırma olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum sürekli çalışıp kendinizi aşmanıza rağmen, “İyi bir iş çıkardın, teşekkürler” gibi basit bir sözle dahi yaptığınız işe değer verdiğini göstermiyorsa, sizin bir şeyler yapmanızın zamanı geldi demektir. Burada konu takdir dolu sözler duyma ihtiyacının ötesinde, yaptığınız işlerin yöneticiniz tarafından fark edilip edilmemesidir.

Durum tespiti yapın.

Takdir edilmemeniz daha doğrusu olumlu geribildirim almamanızın sebebini anlamaya çalışın. Yöneticinizin suç ortakları bunlar olabilir…

Yöneticiniz çok yoğunsa…
Yöneticiniz sürekli toplantıdan toplantıya, iş seyahatinden iş seyahatine mi koşturuyor? Öyleyse, en büyük problem, yöneticinizin radarında olmamanızdır. O yoğun gündem içinde sizinle görüşmeye, sizin ajandanızda neler var konuşmaya hiç vakti yok demektir. Bu durumun hem iyi hem de kötü yönleri var: iyi haber yöneticiniz sizden kaçmıyor veya sizi bilerek yok saymıyor. Kötü haber ise, kendinizi ve yaptığınız işi ne kadar iyi olduğunu göstermek için az sayıda fırsatınız var.

Çözüm önerisi: Kendi köşenizde oturup yöneticinizin toplantı ayarlamasını bekleyeceğinize, siz kendisinden randevu isteyin ve toplantı maddelerini oluşturun. Ne olup bittiğini aktarabilmek için haftada bir toplanmayı hedefleyin. Günlük takviminde kendinize yer bulun, gerekiyorsa asistanından yardım alın. Yoğun bir insanın ajandasına giremezseniz, sizi fark etmesi neredeyse imkansızdır. Toplantı yaptığınızda ise, kısa ve net bir şekilde konuya girin. Zamanı değerli bir insana gelişmeleri hap halinde vermelisiniz.


Yöneticiniz sadece favorileriyle takılıyorsa...
Favorilerine özel davranan bir yöneticiyle çalışmak zordur. Favorilerinden biri değilseniz, işler sizin için zor olacaktır demektir. Düşünün ki hep aynı grup ile dışarı çıkan, sigara arası verince, fikirlerini paylaşan, onların fikirlerini dinleyen, geri bildirimlerini dikkate alan birine raporluyorsunuz. Fikir sizden gelince “belki olabilir düşünelim” deniyor, aynı fikir favorilerden gelirse “harika bir fikir hemen bu hafta yönetimle konuşacağım” gibi bir yanıtla karşılaşıyorsunuz. Kendinizi “dış kapının dış mandalı” gibi hissetmeniz doğal.

Belki de yöneticinizin bu hareketi bilinçli yapılmış bir davranış değil. Bazı insanların bazılarıyla daha iyi geçinmesi normal. Belki de kendisini sorgulamayan, ne derse kabul eden veya kendini pohpohlayan insanlardan hoşlanıyor. Bazen insan kendini dışlanmış hissedince, çevresindekilere kendini kapatır. Bu tepki de, yönetici-çalışan arasındaki ilişkinin daha da mesafeli olmasına yol açar. İşyerinde insan kayırma üzerine Muse’da yayınlanmış bir makalede, kariyer koçu Elena Berezovsky yardım istemenin gerekliliğini vurgular.
Çözüm önerisi: Mesafe koymak yerine, iletişim yollarını açmalı ve yöneticinizle iletişim kurmak için ekstra çaba harcamalısınız. Bu çabanızı yöneticiniz fark edecek ve size daha fazla ilgi gösterecek ve zaman harcayacaktır.


Yöneticiniz sizi anlamıyorsa...
Hepimiz birbirimizden farklı düşünür, konuşur ve hareket ederiz. Eğer sizin iletişim stiliniz farklıysa (örneğin, size bir soru sorulduğunda üzerine düşünüp, detaylı bilgiyle geri dönmek istiyorsanız, patronunuz ise, o anda sizden hızlı ve özet bir cevap bekliyorsa), yöneticiniz sizi anlamıyor olabilir. Bunun çok doğal bir sonucu olarak da, siz yaptıklarınızın fark edilmediğini düşünüyor olabilirsiniz.

Çözüm önerisi: İlk adım genel iletişim yeteneklerinizi güçlendirmek olmalıdır. Çok basit ancak etkili yöntemleri uygulamaya koyun. Konuşurken yöneticinizin gözünün içine bakın, net sorular sorun, doğrudan konuya giren e-postalar yazın. E-posta sayılarını azaltıp, söylemek, yapmak veya belirtmek istediğiniz durumu kısa cümlelerle karşınızdakine iletin. Soru-cevap şeklinde içinde bilgi eksiği olan e-posta zincirleri herkesin canını sıkacak, konunun gerektiğinden çok zaman aldığını düşündürecektir.

Farklılıklarını hissettirmeyecek yöntemler geliştirin. Eğer yöneticiniz içine kapalı bir kişiliğe sahipse ve siz de dışa dönükseniz, onun alanına girmeyecek yöntemlerle iletişim kurun. (Çat kapı sorularınızla çalışmasını bölmeyin, telefonla aramayın.) E-posta atın, toplantı talep edin. Yöneticinize kendi istediği ve kontrol edeceği bir ortamda konuşma şansı verin. Eğer yöneticiniz kolaylıkla strese kapılıyorsa, ağdalı kelimelerden, duygu sömürüsünden uzak durun. Kısacası, eğer yöneticiniz sizi anlamıyorsa, önce siz onu anlamak için gayret edin. Her adımı karşınızdan beklemektense, orta yolda buluşmanız kolay olacaktır.

Yöneticiniz affetmiyor ve unutmuyorsa...
Zamanında büyük bir hata mı yaptınız? Belki bir projeyi zamanında yetiştirmediniz veya satış hedefini tutturamadınız? Çoğu insan hataları kabul eder ve bir daha olmaması için enerji harcar. Ancak bazıları bu hatayı bir türlü içlerine sindiremez ve hatayı yapanı da bir türlü affedemez. Ağızlarıyla kuş da tutsalar yaranamazlar. Böyle durumlarda kendinizi anlatmanızın en etkili yolu veriler üzerinden konuşmaktan geçer. Evet, bir teslim tarihini kaçırdınız. Nedenleri açıklayın. Daha sonrasında bu olayı nasıl telafi etmeye çalıştınız? Daha sonra nasıl projeleri başarıyla tamamladınız? Çekingen davranıp bu olay olmamış gibi davranmayın. Aksine hatanızı sahiplenin. Bu hatayı nasıl pozitife çevirdiğinizi net bir şekilde gösterin. Hata yapmak biz insanlara mahsustur. Önemli olan hatalarımızdan öğrenip, aynı hatayı tekrar etmemiz ve kendimizi geliştirmemizdir.

Patronunuz için işi o kadar da önemli değildir...
İlle de her şey sizinle ilgili olmayabilir. Çalıştığınız insan kariyerinin ne noktasında? Belki de emekliliğe hazırlanıyor, belki o çok sevdiği hobisini bir girişime çevirmenin çalışmalarını yapıyor ya da bir sonraki işiyle ilgili araştırmalara başlamış. Yani, mevcut işindeki çalışanların ne yaptığı, nasıl bir performans gösterdiği pek de ilgi alanına girmiyor.

Çözüm önerisi: Yöneticiniz geleceğine bakıyor, belki de sizin de aynı şeyi yapmanız gerekiyor. Bu durumda, sizin yöneticinizin dikkatini çekmek için uğraşmanıza gerek yok. Departmandaki diğer çalışanların ve başka departmanların yöneticilerinin sizin yaptığınız işi fark etmelerine gayret edin. Başkalarıyla beraber çalışma ve yeni şeyler öğrenme arayışında olduğunuzu gösterin.

Tabii ki çalışmanızın tek amacı sadece takdir edilmek değildir ancak takdir edilmenin kurumsal merdiveni çıkmakta büyük rolü olduğu kesindir. Doğal olarak yöneticiler tanıdıkları, çalışma disiplinini bildikleri ve başarılı olacaklarına güvendikleri kişileri terfi ettirirler. Bir diğer deyişle, eğer yöneticinizle aynı sayfada değilseniz, sizin işinizi nasıl yaptığınızı, ne kadar zaman ve çaba harcadığınızı ortaya koymanızda ve sadece yöneticinize değil tüm şirkete başarılarınızı göstermenizde yarar vardır.