Basiti Gerçekleştirmek Zordur

Basit öneriler uygulaması en zor olanlardır. Karmaşık hayatımızı basite indirgememizi, hedefimize odaklanmamızı ve başarmamızı öğütlerler.

Seth Godin’in 30 Mart’ta yazdığı blog yazısı hayata bakışın ne kadar yalın ancak bir o kadar da zor olabileceğini gösteriyor ve insanı düşündürüyor. Bir an olsun günlük koşuşturmaları, bitmek bilmeyen yapılacaklar listelerini durdurup duruyorsunuz. Godin’in önerdiği bu üç adımı düşünüyorsunuz. 2-1-3 veya 3-1-2… İstediğiniz sıradan başlayın, bazı adımların birbiriyle örtüştüğünü göreceksiniz, zaman kaybetmeden birini hayata geçirin.

 

1. Daha akıllı olun. Hemen aksiyona geçin.



Yeni birşey öğrenin. Zor olsun. Ne kadar zor olursa sizi o kadar değerli kılacaktır. Bugün öğrenmeye başlayın. Yarın öğrenmeye devam edin.

Travis Bradberry, Forbes’ta yayınlanan yazısında 7 öğrenmesi zor ancak iş hayatınızda size sürekli kazandıracak yetileri listelemiş: Ne zaman susman gerektiğini bilmek, duygusal zekayı kullanmak, etkili zaman yönetimi, dinlemeyi bilmek, hayır demeyi bilmek, olumlu olmak ve her akşam kaliteli bir uyku uyumak. Bradberry’nin bahsettiği yetiler tek tek bakıldığında çok zor olmayan ancak alışkanlık haline getirmekte herkesin zaman zaman zorlandığı yetiler arasında. Örneğin, çoğu zaman ne zaman susmamızın gerektiğini biliyoruz ancak kendimizi kontrol etmekte zorlanıyoruz. Her zaman dinlemenin konuşmaktan daha önemli olduğunu bilmemize rağmen uygulamada tam olarak kendimizi veremiyoruz konuşulanlara ya da kendi argümanımızı desteklemeye o kadar odaklanıyoruz ki dikkatli dinlemediğimiz için kendi konumumuzu güçlendirecek tüyoları kaçırıyoruz. Bazen içimizden işleri oluruna bırakmak geliyor ancak o anında hayır diyememe zaafı bize çok pahalıya patlayabiliyor.

Bradberry’nin sözünü ettiği bu yetiler son derece değerli ve iş hayatında başarı sağlamak için gerekli olmakla beraber, Godin’in ‘yeni bir şey öğrenmek’ten kastettiği daha somut bilgileri içermekte. Hangi işte çalışıyorsunuz? Sektörünüzdeki trendler neler? Ne gibi yeni teknikler sizi işinizde öne çıkarır? Burada amacımız herkesin yaptığı şeyi takip etmek değil, kimsenin henüz keşfetmediği ya da çok az kişinin atıldığı bir alanda bilgi sahibi olmak, bu alanda sivrilmek ve zaman içinde uzmanlaşmak ve aranan kişi haline gelmek. Az denenmiş bir yolu seçmek demek cesur olmak, risk almak ve bilinmeyene doğru kararlı bir şekilde yürümek demek.

Forbes yazarı George Anders, Linkedin influencers için yayınladığı yazısı Amerika’da yeni trendin cesur üniversitelilerin ilk senelerini çok farklı deneyimler kazanarak geçirmeyi tercih ettiklerini gösteriyor. Amerika ve Kanada’da üniversiteye kabul edilen gençler ilk senelerini dondurup dünyanın ücra bir köşesinde topluma fayda sağlamak için kolları sıvıyorlar: Kimi öğrenci Senegal’in bir köyünde tarlalarda çalışıyor, kuru mısırı kuskusa çeviren tarım makinelerini kullanmayı öğreniyor, bir diğeri Ekvator’daki köylülere alpaka yününü turistlere daha iyi tanıtmanın ve satışları arttırmanın yollarını göteriyor. Yeni üniversiteliler hızla üniversiteyi bitirip kendini iş dünyasında genç yaşta kanıtlama telaşına kapılmak yerine “Dur” diyor, “dünyayı görme ve kendimi daha iyi tanımanın zamanı”. Sırt çantasını toplayıp haritada yerini bilmediği bir yere hizmet etmeye gidiyor. Farklı bir coğrafya, kültür ve ekonomiyle ilgili kimsenin bilmediği, uzaktan kimsenin öğrenemeyeceği bilgileri bir sene içinde o havayı soluyup lokal insanlarla zaman geçirerek, onları tanıyarak ve anlayarak geçiriyor. O insanlar gibi düşünmeyi, nelere ihtiyaç duyduklarını, nelere önem verdiklerini görüyor. Farklı düşünmeyi başkalarının doğrularının da doğru olabileceği anlayışını ediniyor. Okulun ilk senesinde öğrenemeyeceği, yaşam boyu birçoğumuza nasip olmayan bir hayat dersini 18 yaşında alıyor.

Böyle bir serüvene atılmak kolay mı, değil… Çevreniz sizi eleştirecek mi, kuşkusuz… Başarısız olursanız, ben sana söylemiştim seslerini şimdiden duyar gibi mi oluyorsunuz… olsun. Siz deneyin de başarısız olursanız deneyimi yanınıza kar kalsın...

semmelweis2. İlginç problemleri çözün.


Godin, Ignaz Semmelweis’i örnek gösteriyor. Semmelweis herkesin gördüğü bir problemi görmüş ancak görmekle kalmamış, sorumluluk almış ve bu uğurda inat edip problemin kaynağını bulmuş ve kökünü kazımış bir bilim insanı.

Ignaz Semmelweis. 1818-1865 yılları arasında yaşamış Alman asıllı Macar hekim. Antiseptik kullanımını kadın doğum kliniklerine sokarak 19.yy’da sıklıkla annelerin ölümüne sebep olan lohusalık ateşinin önüne geçmiş ve binlerce kadının hayatını kurtarmış bir kahraman.

İki hastane, birçok açıdan birbirleriyle aynı, ancak bir farkları var, birinde anneler ve bebekleri ölüyor. Bu durum herkesin gözü önünde yıllarca sürüyor. Bazen yakın yataklarda yatan hastalar, bazen de alakasız odalarda kalan. Neden hasta oluyor bu anneler ve bebekleri? Neden bir hastanedekiler ölürken, diğer hastanedekilere bir şey olmuyor? Neden hastaneye gelmeden annelerde hiçbir semptom görülmüyor?

Tüm bu sorulara kafa yormamış, ölen anne ve bebeklerin durumunu kader olarak kabul etmiş birçok doktor varken, Semmelweis çıkmış. Neden demiş? Bir bir soruları sormuş, cevaplar aramış, doğru cevabı bulana kadar, hipotezleri deneyip kadınların ve bebeklerin hayatını kurtarana kadar durmamış. Sonunda, lohusalıkta görülen yüksek ateş ile kliniklerdeki el yıkama alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi kurmuş, çözüm olarak sağlık personelinin hastanede antiseptik görevi gören kalsiyum hipoklorit ile ellerini yıkamalarını önermiş. Bir süre test edilen uygulama hastalıkların önünü kesmiş, vakalar yok denecek kadar azalmış. Bir kişinin binlerce insanın hayatına, tıp dünyasına etkisi. Durum tespitinden, analizden ve doğru uygulamayı bulana kadar pes etmemekten geçiyor.

basnet

3. İlgilenin, önem verin, değer verin.

 

Bu adım ne kadar cesur olduğunuzu gösterecektir çünkü harekete geçmeniz, taraf olmanız, üretmeniz, uğraşmanız gerekecektir.

Pushpa Basnet. Nepalli bir sosyal hizmet görevlisi. ECDC’nin (Early Childhood Development Centre) kurucusu. 2012 CNN Heroes ödülüne layık görülmüş olan Pushpa, Nepal’de annesi hapiste olan çocuklara yaşayacakları, güzel beslenip kendi yaşıtlarıyla bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir şekilde büyüyecekleri bir yaşam alanı kurmuş. Öyle bir yer ki burası hem ev, hem yuva, hem okul, hem yurt. Henüz küçücük yaşlarındayken hapisten kurtardığı 3 ay ila 18 yaşındaki çocuklar Pushpa’nın çocukları, canları. Çocuklar Pushpa’ya Nepalcede anne anlamına gelen Mamu diye sesleniyorlar. Tüm çocuklar birbirlerini kardeşten öte görüyorlar, büyükler küçüklere bakıyor, yemek veriyor, saçlarını tarıyor, kitap okuyor, beraber büyüyor, beraber eğitim alıyorlar.

Ülkenin eğitimsiz, kadın ticareti, hırsızlık, uyuşturucu gibi bayağı suçlara itilen insanlarını çocuklarından başlayarak eğitmek Pushpa’nın misyonu olmuş. Nepalli birçok çocuğun hayatını kökten değiştirecek bu fikri ta üniversite yıllarında staj yaptığı bir hapishanede filizlenmiş. Hapishanenin içinde kadınların yaşamının nasıl olduğunu çok merak eden Pushpa otoritelerden aldığı özel bir izinle birkaç saatliğine hapishanenin içine girme izni almış ve o gün annesinin mahkumiyeti yüzünden hapiste yaşamak zorunda olan 1,5 yaşında bir bebekle karşılaşmış. İşte o bebekle kurdukları bağ, onun küçük eliyle Pushpa’nın minik parmağına yapışması ECDC’nin temellerini atmış. Bugün Butterfly Home adını verdiği evinde Pushpa tam 45 çocuğa bakıyor, büyütüyor, okutuyor, aydınlık bir nesil yetiştiriyor.

Godin’in üç altın değerindeki önerisine geri dönelim. Bu önerilerden birine dahi zaman, kafa, enerji olarak yatırım yaparsak, neler başarabiliriz? Kendimize, yakın çevremize ve topluma kattığımız değerler neler olabilir? Seçeneklerimiz nasıl değişir?

Rekabet her zaman mevcut. Hangi işi yaparsanız, hangi sektörde, şirkette veya ülkede çalışırsanız çalışın, sizden daha uzun saatler çalışan, daha az maaş alan ve sizden daha iş bitirici insanlar olacaktır. Peki ya, siz daha akıllı, problem çözmede daha iyi ve daha çok ilgilenen ve çevresine önem veren biri olursanız… Dünyayı hiç olmazsa kendi dünyanızı değiştirecek güce sahipsiniz.

Basiti gerçekleştirmek zordur

SPOT: Basit öneriler uygulaması en zor olanlardır. Karmaşık hayatımızı basite indirgememizi, hedefimize odaklanmamızı ve başarmamızı öğütlerler.

Seth Godin’in 30 Mart’ta yazdığı blog yazısı hayata bakışın ne kadar yalın ancak bir o kadar da zor olabileceğini gösteriyor ve insanı düşündürüyor. Bir an olsun günlük koşuşturmaları, bitmek bilmeyen yapılacaklar listelerini durdurup duruyorsunuz. Godin’in önerdiği bu üç adımı düşünüyorsunuz. 2-1-3 veya 3-1-2… İstediğiniz sıradan başlayın, bazı adımların birbiriyle örtüştüğünü göreceksiniz, zaman kaybetmeden birini hayata geçirin.

1.    Daha akıllı olun. Hemen aksiyona geçin.

Yeni birşey öğrenin. Zor olsun. Ne kadar zor olursa sizi o kadar değerli kılacaktır. Bugün öğrenmeye başlayın. Yarın öğrenmeye devam edin.

Travis Bradberry, Forbes’ta yayınlanan yazısında 7 öğrenmesi zor ancak iş hayatınızda size sürekli kazandıracak yetileri listelemiş: Ne zaman susman gerektiğini bilmek, duygusal zekayı kullanmak, etkili zaman yönetimi, dinlemeyi bilmek, hayır demeyi bilmek, olumlu olmak ve her akşam kaliteli bir uyku uyumak. Bradberry’nin bahsettiği yetiler tek tek bakıldığında çok zor olmayan ancak alışkanlık haline getirmekte herkesin zaman zaman zorlandığı yetiler arasında. Örneğin, çoğu zaman ne zaman susmamızın gerektiğini biliyoruz ancak kendimizi kontrol etmekte zorlanıyoruz. Her zaman dinlemenin konuşmaktan daha önemli olduğunu bilmemize rağmen uygulamada tam olarak kendimizi veremiyoruz konuşulanlara ya da kendi argümanımızı desteklemeye o kadar odaklanıyoruz ki dikkatli dinlemediğimiz için kendi konumumuzu güçlendirecek tüyoları kaçırıyoruz. Bazen içimizden işleri oluruna bırakmak geliyor ancak o anında hayır diyememe zaafı bize çok pahalıya patlayabiliyor.

Bradberry’nin sözünü ettiği bu yetiler son derece değerli ve iş hayatında başarı sağlamak için gerekli olmakla beraber, Godin’in ‘yeni bir şey öğrenmek’ten kastettiği daha somut bilgileri içermekte. Hangi işte çalışıyorsunuz? Sektörünüzdeki trendler neler? Ne gibi yeni teknikler sizi işinizde öne çıkarır? Burada amacımız herkesin yaptığı şeyi takip etmek değil, kimsenin henüz keşfetmediği ya da çok az kişinin atıldığı bir alanda bilgi sahibi olmak, bu alanda sivrilmek ve zaman içinde uzmanlaşmak ve aranan kişi haline gelmek. Az denenmiş bir yolu seçmek demek cesur olmak, risk almak ve bilinmeyene doğru kararlı bir şekilde yürümek demek.

Forbes yazarı George Anders, Linkedin influencers için yayınladığı yazısı Amerika’da yeni trendin cesur üniversitelilerin ilk senelerini çok farklı deneyimler kazanarak geçirmeyi tercih ettiklerini gösteriyor. Amerika ve Kanada’da üniversiteye kabul edilen gençler ilk senelerini dondurup dünyanın ücra bir köşesinde topluma fayda sağlamak için kolları sıvıyorlar: Kimi öğrenci Senegal’in bir köyünde tarlalarda çalışıyor, kuru mısırı kuskusa çeviren tarım makinelerini kullanmayı öğreniyor, bir diğeri Ekvator’daki köylülere alpaka yününü turistlere daha iyi tanıtmanın ve satışları arttırmanın yollarını göteriyor. Yeni üniversiteliler hızla üniversiteyi bitirip kendini iş dünyasında genç yaşta kanıtlama telaşına kapılmak yerine “Dur” diyor, “dünyayı görme ve kendimi daha iyi tanımanın zamanı”. Sırt çantasını toplayıp haritada yerini bilmediği bir yere hizmet etmeye gidiyor. Farklı bir coğrafya, kültür ve ekonomiyle ilgili kimsenin bilmediği, uzaktan kimsenin öğrenemeyeceği bilgileri bir sene içinde o havayı soluyup lokal insanlarla zaman geçirerek, onları tanıyarak ve anlayarak geçiriyor. O insanlar gibi düşünmeyi, nelere ihtiyaç duyduklarını, nelere önem verdiklerini görüyor. Farklı düşünmeyi başkalarının doğrularının da doğru olabileceği anlayışını ediniyor. Okulun ilk senesinde öğrenemeyeceği, yaşam boyu birçoğumuza nasip olmayan bir hayat dersini 18 yaşında alıyor.

Böyle bir serüvene atılmak kolay mı, değil… Çevreniz sizi eleştirecek mi, kuşkusuz… Başarısız olursanız, ben sana söylemiştim seslerini şimdiden duyar gibi mi oluyorsunuz… olsun. Siz deneyin de başarısız olursanız deneyimi yanınıza kar kalsın...

2.    İlginç problemleri çözün.
Godin, Ignaz Semmelweis’i örnek gösteriyor. Semmelweis herkesin gördüğü bir problemi görmüş ancak görmekle kalmamış, sorumluluk almış ve bu uğurda inat edip problemin kaynağını bulmuş ve kökünü kazımış bir bilim insanı.

Ignaz Semmelweis. 1818-1865 yılları arasında yaşamış Alman asıllı Macar hekim. Antiseptik kullanımını kadın doğum kliniklerine sokarak 19.yy’da sıklıkla annelerin ölümüne sebep olan lohusalık ateşinin önüne geçmiş ve binlerce kadının hayatını kurtarmış bir kahraman.

İki hastane, birçok açıdan birbirleriyle aynı, ancak bir farkları var, birinde anneler ve bebekleri ölüyor. Bu durum herkesin gözü önünde yıllarca sürüyor. Bazen yakın yataklarda yatan hastalar, bazen de alakasız odalarda kalan. Neden hasta oluyor bu anneler ve bebekleri? Neden bir hastanedekiler ölürken, diğer hastanedekilere bir şey olmuyor? Neden hastaneye gelmeden annelerde hiçbir semptom görülmüyor?


Tüm bu sorulara kafa yormamış, ölen anne ve bebeklerin durumunu kader olarak kabul etmiş birçok doktor varken, Semmelweis çıkmış. Neden demiş? Bir bir soruları sormuş, cevaplar aramış, doğru cevabı bulana kadar, hipotezleri deneyip kadınların ve bebeklerin hayatını kurtarana kadar durmamış. Sonunda, lohusalıkta görülen yüksek ateş ile kliniklerdeki el yıkama alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi kurmuş, çözüm olarak sağlık personelinin hastanede antiseptik görevi gören kalsiyum hipoklorit ile ellerini yıkamalarını önermiş. Bir süre test edilen uygulama hastalıkların önünü kesmiş, vakalar yok denecek kadar azalmış. Bir kişinin binlerce insanın hayatına, tıp dünyasına etkisi. Durum tespitinden, analizden ve doğru uygulamayı bulana kadar pes etmemekten geçiyor.

3.    İlgilenin, önem verin, değer verin.
Bu adım ne kadar cesur olduğunuzu gösterecektir çünkü harekete geçmeniz, taraf olmanız, üretmeniz, uğraşmanız gerekecektir.

Pushpa Basnet. Nepalli bir sosyal hizmet görevlisi. ECDC’nin (Early Childhood Development Centre) kurucusu. 2012 CNN Heroes ödülüne layık görülmüş olan Pushpa, Nepal’de annesi hapiste olan çocuklara yaşayacakları, güzel beslenip kendi yaşıtlarıyla bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir şekilde büyüyecekleri bir yaşam alanı kurmuş. Öyle bir yer ki burası hem ev, hem yuva, hem okul, hem yurt. Henüz küçücük yaşlarındayken hapisten kurtardığı 3 ay ila 18 yaşındaki çocuklar Pushpa’nın çocukları, canları. Çocuklar Pushpa’ya Nepalcede anne anlamına gelen Mamu diye sesleniyorlar. Tüm çocuklar birbirlerini kardeşten öte görüyorlar, büyükler küçüklere bakıyor, yemek veriyor, saçlarını tarıyor, kitap okuyor, beraber büyüyor, beraber eğitim alıyorlar.

Ülkenin eğitimsiz, kadın ticareti, hırsızlık, uyuşturucu gibi bayağı suçlara itilen insanlarını çocuklarından başlayarak eğitmek Pushpa’nın misyonu olmuş. Nepalli birçok çocuğun hayatını kökten değiştirecek bu fikri ta üniversite yıllarında staj yaptığı bir hapishanede filizlenmiş. Hapishanenin içinde kadınların yaşamının nasıl olduğunu çok merak eden Pushpa otoritelerden aldığı özel bir izinle birkaç saatliğine hapishanenin içine girme izni almış ve o gün annesinin mahkumiyeti yüzünden hapiste yaşamak zorunda olan 1,5 yaşında bir bebekle karşılaşmış. İşte o bebekle kurdukları bağ, onun küçük eliyle Pushpa’nın minik parmağına yapışması ECDC’nin temellerini atmış. Bugün Butterfly Home adını verdiği evinde Pushpa tam 45 çocuğa bakıyor, büyütüyor, okutuyor, aydınlık bir nesil yetiştiriyor.

Godin’in üç altın değerindeki önerisine geri dönelim. Bu önerilerden birine dahi zaman, kafa, enerji olarak yatırım yaparsak, neler başarabiliriz? Kendimize, yakın çevremize ve topluma kattığımız değerler neler olabilir? Seçeneklerimiz nasıl değişir?


Rekabet her zaman mevcut. Hangi işi yaparsanız, hangi sektörde, şirkette veya ülkede çalışırsanız çalışın, sizden daha uzun saatler çalışan, daha az maaş alan ve sizden daha iş bitirici insanlar olacaktır. Peki ya, siz daha akıllı, problem çözmede daha iyi ve daha çok ilgilenen ve çevresine önem veren biri olursanız… Dünyayı hiç olmazsa kendi dünyanızı değiştirecek güce sahipsiniz.