Etik Girişimcilerden misiniz?

jonathan selfHoney’s gerçek köpek maması. Eğer hiçbir zaman müşterimiz olmayacak olsanız bile hayvanınızı en sağlıklı nasıl beslemeniz gerektiğini bilin diye bir sloganla giriş yapar web sayfası Honey’s’in. “Çiftlik hayvanlarının iyiliği önceliğimiz” ve “Evcil hayvanınızı besleyeceğiniz tüm etler organik veya doğada yetişen hayvanlardan temin edilmekte” diye devam eder.

Monocle.com radyo programının konuğu Honey’s köpek maması aile firmasının kurucusu Jonathan Self. Kendi doğrularınca hiç de etik prensiplere dayalı olmayan köpek maması endüstrisini değiştirmek üzere piyasaya girmiş. Babası tarım üzerine makaleler yazan bir gazeteci olan Jonathan tarım ve hayvancılığı tatilde ziyaret ettiği çiftliklerde öğrenmiş ve yapılan yanlışları kendi gözleriyle görmüş. Zaman içinde 6-7 tane köpeği olunca, sağlıklı beslenebilmeleri için hayvanların çiğ yemek yeme gerekliliğini görmüş ve kendi yaşam biçiminde önemli bir değişiklik yaparak vejeteryan olmuş. Zaman içerisinde artıklardan yapılan köpek mamaları sektörünü yakından inceleme fırsatı bulmuş ve köpeklerin doğal bir diyete geçmeleri gerekliliğini görerek ve mama firmalarının artıklardan yapılan reçetelerini yakından tanıyarak kendi aile firmasını kurma kararını vermiş. Kemik, sebze ve etten oluşan tarifleriyle kendi köpek maması firmasını kurmuş, etik kurallar paralelinde ancak tamamıyla normun tersine gitme cesaretini göstermiş ve etik bir girişimci olmuş. Jonathan’a göre, etik girişimci kendinden ve sadece para kazanma amacından ötede daha büyük bir şeylere hizmet etmekte ancak her girişimci gibi para kazanmakta. Köpek mamasında kalite Honey’s için en önemli kriter. Köpeklerin doğasına en uygun olan çiğ diyeti önermekte. Aynı zamanda köpeklerine diyetini değiştirmeden medikal kontrol ve tavsiyeler verilmesi gerekliliğini savunmakta. Bir diğer deyişle, kendi mama formülünü her bir köpeğe uygun olup olmadığını test ettikten sonra ürününü köpeğin sahibine tavsiye etmekte. Amaç ticaretin ötesinde doğru olanı yapmak.

Etik kurumların 4 temel direği

Güçlü bir değer ağı. Günümüzde şirket kurucularının ve yöneticilerin en az önemsedikleri ancak en önem vermeleri gereken şey “değerler”. Zamana karşı hiç değişmeyecek şirketin iş yapış biçiminden çalışanlarının kafa yapılarına, dünya görüşlerine ve ticaret algılarına kadar her alanda şirketi bir bütün kılan temel değerler. Etik zorlukların, çıkar çatışmalarının, doğrunun yanlışla karşı karşıya geldiği durumlarda -ki bu durumlar iş hayatında olağan karşılanmakta- tereddüt etmeden geri dönebileceğimiz sarsılmaz değerlerden söz ediyoruz. Nedir bu en çelişkili anlarda sıkı sıkıya tutunmamız gereken bu değerler? Entrepreneur.com’un etik kriterler listesi şöyle:

  1. Adil olmak.
    Şirketin iç ve dış müşterilerinin ortak hedefi kazan-kazan olmalı. Birinin kaybederken onun kaybından diğerinin kazanç sağlaması etik sınırlar içinde kabul edilemez bir durumdur. 2008 finansal krizinde bazı bankalar riskli bonoları müşterilerine sattılar ve daha sonra bu yatırımların başarısız olacağı varsayımı üzerine satış yaptılar. Riskli yatırımların başarısız olduğu durumlarda da, banka müşterileri kaybederken bankalar kazanmaya devam etti. Nasıl büyük bir etik çıkmaz. Müşterileriniz kaybederken sizin kazanıyor olmanız adil değerler üzerine kurulmuş bir kurum için kabul edilemez.


  2. Dürüst olmak.
    Şirketinizin ürün ve hizmetleri gerçekler üzerine bir stratejiyle mi pazarlanıyor? Eğer bir şirket ürünlerinin görsellerini kökten değiştirmek zorunda kalıyorsa, olumlu müşteri geri bildirimleri uydurması gerekiyorsa, veya kontrat maddelerini örtmesi gerekiyorsa, temelde bir şey varsa çok yanlış gitmekte. Gerçek anlamda müşterilerine değer yaratan bir şirketin ürün ve hizmetlerini doğrudan, ürünün doğasını tanınmaz hale getirecek şekilde allayıp pullamadan dürüst olarak tanıtabilmesi gerekir. İletişimde yaratıcılık iyidir ama iş gerçekleri değiştirmeye kadar gidiyorsa, müşterileri kandırmak söz konusu oluyorsa işin rengi değişir, etikten uzaklaşılır.


  3. Yüzünü kızartmamak.
    Ingilizce’de “decency” olarak geçen ve Türkçeleştirildiğinde ancak birden fazla kelimenin bir araya gelerek temiz, nezih, normlara uygun anlamlarına gelen önemli bir prensip. Kısacası, yüzünüzü kızartmama prensibi. Aslında bu prensibi prensipte test etmenin en kolay yolu işinizle ilgili kendinize şu basit soruyu sormak: bu işi çocuğunuz görsün ister misiniz? Yaptığınız işten çocuğunuz veya eşiniz görse utanır mısınız? Bu mantık sadece sattığınız ürüne veya yaptığınız işe değil, bağlı olduğunuz kurumun geneline de uygulanmalı. Sevdiklerinizi işinizi anlatırken gurur duymalısınız. Sizi temsil etmeli, sizin değerlerinizi kendi içinde bulundurmalı. Yoksa gerçek siz ve profesyonel kimliğiniz arasında çatışma yaşamanız kaçınılmaz olur.


  4. Sürdürülebilirlik.
    Ziyan etmenin yanlış olduğu ta çocukluğumuzdan beri anne-babamız tarafından bize sıkça hatırlatılmıştır. İhtiyacımız olandan daha fazla tüketmek ayıptır, yanlıştır. Kişinin kendi kendini kontrol etmesi öğretilir. Oto kontrol esastır. Sürdürebilirliklerini sağlamaları için bireyler gibi kurumların da benzer oto kontrol mekanizmaları gerçekleştirmeleri gereklidir. Yaşayabilir, sürdürülebilir olmak demek uzun evrede karlılık getiren anlamına da gelir. Kaynakların en verimli şekilde kullanılması uzun dönemde müşterileri, ortakları, hissedarları ve tabii şirketin sürdürülebilirliğini sağlamak için gereklidir. Sürdürülebilirlik bireyler için olduğu gibi kurumlar için de etik sorumluluk almayı gerektiren bir yaşam felsefesidir.

 

Kendi şirketinizi kurarken, yıllar önce kurduğunuz şirketinizi yönetirken veya çalışacağınız şirketi seçerken etik olmasına önem verin. Etik kurumlar etik kişileri çekerler, etik hareketleri öncelik belirlemeyenler kendi kendilerini eler veya elenirler. Adil olmak, dürüstlük, yüzünü kızartmayan işler yapmak ve sürdürülebilirlik prensiplerinden ödün vermeyin.

Etik kurallardan yayılan vizyon

Etik girişimlerin başarı formülü insanı ön plana koyar.

İnsan müşteriye odaklanmak demektir. Ne kadar muhteşem fikirleriniz, ürünleriniz, uygulamalarınız olursa olsun, takdir eden ve ürünlerinizi alan çıkmadığı sürece girişiminiz ayakta kalamaz. Diğer bir deyişle, eğer şirketiniz insanların istediği ve para verip almak istedikleri ürünler yapmazlarsa, şirketin hiç bir anlamı yoktur. Müşterilerinize odaklanmak şirketinizi pazara karşı sorumluluğunu arttırır. Verdiğiniz kararlar şirketinizle ilgisi olan tüm insanları etkileyecektir: çalışanlarınız, yatırımcılarınız, ortaklarınız ve zincirin en sonunda müşterileriniz. Tüm bu insanlara hizmet etmek sorumluluğunuz. Kısa süreli hesaplar peşinde koşup müşterilerinizi o ya da bu sebepten hayal kırıklığına uğratmak, uzun süreli başarıların önündeki en büyük engel olacaktır ve şirketinizin sağlığına ve ömrüne en potansiyel risk olacaktır.

Sonuç odaklılık insana odaklanmakla gerçekleşir. İyi yöneticiler beklentilerini net bir şekilde belirlerler ve çalışanlarını beklentileri karşılamaları için desteklerler, geribildirim verirler, hedefe erişilene kadar beraber çalıştıklarını hissettirirler. Çalışanının potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağını, nerede devreye girmesi gerektiğini, nerede çalışana mesafe ve inisiyatif vermek gerektiğini bilirler. Sonuca bu yaklaşımla ulaşılır, sonuç sayıların ötesindedir. Sonuç karşılaştırmalı bir analiz, bir ders, geleceğe ayna tutan bir yansımadır.

Ve her girişimin olmazsa olmazları: RİSK, TUTKU, AZİM…

Risk her girişimin özünde vardır. Bilinmeyene kafanızda filizlenen bir fikirle gidersiniz. Güvenli yoldan gitmek, kaldırımdan hiç karşıya geçmemek gibi bir seçeneğiniz yoktur. Bu yaz sıcağında koşu yapıp terlememek istemek kadar absürttür, olmaz. Girişimcinin risk alması, risk alarak büyümesi, kutunun dışında, hiç kimsenin düşünmediğini düşünmesi, yapmadığını ya da düşünüp yapamadığını yapması gerekir. Risk işe yaradığında beraber çalıştığınız kişilerle başarıyı ve kazanımları paylaşırsınız, risk işe yaramadıysa durum analizi yapma zamanı gelmiştir. Ne dersler alınabilir, neler yanlış gitmiştir, ne hatalar yapılmış, ne fırsatlar iyi değerlendirilememiştir?

Tutkuyla yapılan işten başarı çıkar. Severek yapılan yemek lezzetlidir, kafanızı yüreğinizi verdiğiniz iş size gurur kaynağı olur, başarısı sevindirir, daha da azimli çalışmanızı sağlar. Yataktan bugün yapılacakların dürtüsüyle uyanan insanlarla çalışın. Verdiğiniz maaş için değil, para vermeseniz de bu işi yapacak insanların peşinden gidin. Onlar size rol modeli olsunlar siz onlara. Öğrenme, üretme, yaratma, işinden keyif alma hissi sürsün gitsin, kaplasın tüm damarlarınızı.

Azim ise girişimlerde en az dikkate alınan özellik. Aslında yaratıcı fikirlerin, aydınlık beraber çalışma mekanlarının, risk almanın ötesinde uzun saatlerin, sıkıntıların, saatlerce, günlerce aylarca ter dökmenin bütünü azim. Yılmamak. Her türlü güçlüğü aşmak için çalışmak.