Airbnb'nin Başarı Sırları

temple airbnb logoKuralları bozmak ve çocuksu merakı kaybetmemek

Kurallar bozulmak içindir sözü etik, her işini kuralına göre yapan insanlar için çok ters gelebilir. Ancak özellikle kendi işini yapan girişimciler bazı kuralların bazı durumlarda esnetilmesi gerektiğini bilirler. Fırsatları görmek ve hızla harekete geçmek rekabetle savaşmanın ve başarı yakalamanın tek yoludur. İşte bu noktada kurallara farklı bir perspektiften bakmak, kimi zaman kuralların gri alanlarını kendi lehine kullanmak veya bir süreliğine bu kuralları es geçmek gerekebilir.

Bugün dünyanın en büyük firmalarından Dropbox ve Airbnb’nin girişimlerinin başarı öyküsü kuralları ihlal etmekle başlar: Inc.com’da yayınlanan makaleye göre, dünyanın en büyük bulut tabanlı dosya paylaşım platformu Dropbox ürünlerinin prototipi üzerinde çalışırken, yani henüz ürün ortada yokken, insanların böyle bir ürüne ilgi duyup duymayacağını, satın alıp almayacağını merak ederler. Dropbox’ın kurulduğu Haziran 2007’de buluta dosya yüklemek için teknik problemleri asmak gerekir. Kurucular piyasada tutunamayacak bir ürün için ne kaynak ne de mesai harcamak istemezler. Ürünü tasarlamak yerine, henüz geliştirilmemiş dropbox üzerine CEO Drew Houston ürünü anlatan 3 dakikalık bir video hazırlar. Videonun sonunda izleyicileri beta modda test etmeye davet eder. Bu video ile yüzbinlerce kişi websayfasına ziyaret etmis olur ve ürüne erişmek için kurdukları bekleme listesi bir gecede 5000’den 75000’e sıçrar. Tekrar hatırlayalım ürün henüz geliştirilmemiştir bile. Ancak alıcısının olacağı kesindir. Sıra dropbox geliştiricilerinin sözünü tutmasındadır… hemen ürünü geliştirmede nerede olduklarını dürüştçe müşterilerine duyurmalı ve söz verdikleri ürünü geliştirmelilerdir.

Kısıtlamalar her yerde olacaktır, kısıtlamaları pratik yöntemlerle asmayı bilmek bazen sizin girişimcilikteki başarınızı belirleyecektir: yarı yolda kalan kişi mi yoksa başarılı girişimlerin patronu mu olacaksınız?

Bir diğer kuralları yumuşatma veya esnetme Airbnb’den gelir. Airbnb henüz yeni piyasaya çıktığında evlerini kiralamak isteyenlerle yola çıktı ancak daha fazla sayıda ev sahibine ihtiyacı vardı. Kiralanacak yerleri olmadan Airbnb’nin müşterilerine sunacak hiçbirşeyi yoktu. Arzı büyütmek için varolan bir başka platformun, Craigslist’in kullanıcılarına göz dikti. Airbnb’de ilanı çıkan müşterileri bir bir aradı ve aynı zamanda Airbnb’ye ilan vermelerini istedi. Bu sayede birkaç gün içerisinde kiraya verilecek binlerce ev Airbnb’nin bünyesine katıldı. Craigslist Airbnb’nin doğrudan rakibi olmadığından teknik olarak Airbnb’nin arzını büyütme girişiminde herhangi bir etik sorun yoktu. Müşteri veritabanınızı oluştururken çevrenizde sizinle aynı profilde müşterileri olan platformları dikkate alın.


Girişimcinin en önemli özelliği “çocuksu merak”

Airbnb CEO’su Brian Chesky girişimcilerin en önemli özelliğinin “çocuksu merak” olduğunu yazmış Quartz’da yayınlanan yazısında. 2008 yılında Brian Chesky o kadar parasız kalmıştı ki başkanlık seçimlerinde kullanılmak üzere Obama’nın O’su ve Cap’n MacCain şekilli kahvaltı gevrekleri tasarlamaktaydı. Zor bir dönemden geçmekteydi Chesky: ortağı Joe Gebbia ile o zamanlar Airbed & Breakfast (bugünün Airbnb’si) birçok yatırımcı tarafından red edilmişti. Yatırımcıların red etme gerekçeleri, potansiyel pazar fırsatının uygulanmak istenen model için pek de büyük olmamasıydı! Bugün 31 milyar dolar değerine ulaşan başarılı ev kiralama platformu Airbnb’nin potansiyelini göremeyen yatırımcılar muhtemelen tamamıyla haksız çıkan değerlendirmeleri için saçlarını başlarını yoluyordur.


Chesky Toyota’nin Taiichi Ohno ve Alibaba’nin kurucusu Jack Ma gibi genç insanların görüşlerine değer verilmesi gerektiği görüşünde. Chesky’ye başarısının sebebi sorulduğunda, çocuksu merakının onu bugünlere getirdiğini söylemekte. 36 yaşındaki CEO’nun her girişimcide tohumlarını ekmeye çalıştığı bir özellik bu. Forbes’un 100.yıl serisinde, dünyanın yaşayan 100 muhteşem işletmecisi sıralamasına giren Chesky, cocuksu bir merakın yarattığı değeri şöyle anlatmış: Merak bir girişimci olarak sahip olmanız gereken belki de en önemli nitelik. Halen genç olmama rağmen, ben her zaman benden daha genç olanları dinlerim. Bundan sonraki büyük şey nedir? 5 yıl sonra dünya nasıl olacak hayal etmeyi severim. Ya da dünyanın 5 yıl sonra nasıl görünmesini istediğimi hayal ederim.

Airbnb hizmetlerine yenilerini ekliyor. Deneyimler ve restoran rezervasyonlarıyla ev kiralama hizmetlerine katma değerler ekliyor. Airbnb uygulamasından Amerika’da New York, Los Angeles, Washington, DC, San Francisco, Miami’nin içinde olduğu 16 şehirde restaurant rezervasyonları yapmak mümkün oluyor. Airbnb’nin bu senenin başında yatırım yaptığı restaurant veritabanı ve rezervasyon hizmetleri veren Resy ile ortak çalışmasının ürünü. Airbnb müşterileri şehirdeki yeni restaurantlardan haberdar oluyor ve gene Airbnb üzerinden kolaylıkla rezervasyon yapabiliyor.  Airbnb musterilerine ayni platform üzerinden Trips ile turlar ve Experience ile daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunabiliyor.

Airbnb çalışan deneyiminden çıkarılacak dersler

Linkedin yazışında Jacob Morgan, Airbnb’nin müşteri olarak ev kiralamanın ötesinde seyahat edilen yerdeki kültürle etkileşmemizden dünyanın her yerinde ev ortamında kalmamıza kadar  seyahat deneyimlerimizi nasıl değiştirdiğini vurguladıktan sonra, Airbnb’nin sadece müşteri deneyimini değil, çalışan deneyimi yaratmada da lider bir şirket konumunda olduğunu belirtir. Klasik iş modellerini takip etmek yerine, her seviyeden çalışanın söz sahibi olduğu, şirketin başarısını hem maddi hem de kültürel açıdan herkesin katkı sağladığı Airbnb kültürünü oluşturur. Employee Experience Index’de 252 kurumun arasında Airbnb 6.sırasındadır. Facebook, Google, Apple ve Linkedin’in ilk sıraları aldığı bu indekste dünya genelinde kurumlar kültür, teknoloji ve fiziksel çalışma ortamından oluşan üç ana alanda 17 değişken üzerinden değerlendirilir.

Airbnb modelinden kendi şirketiniz için dersler çıkarmak icin ille de küresel turizm sektöründe faaliyet göstermenize gerek yok. Çalışan deneyimini güçlendirmek ve geleceği tasarlayanlar arasında olan bir şirket olmak için Airbnb’den üç prensip:

1. Çalışanlarınızı dahil edin. Sirketle ilgili her konuda dahil edilen çalışanlar aidiyet hisseder. Özellikle de günlük iş hayatlarını ilgilendiren konularda fikirlerinin alınması, katkılarının olması önemlidir. Herkes dinlenmek, önemsenmek ve yaptığı işin sonuçlarını birebir görmek ister. Airbnb çalışanları nerede çalışacaklarından ne yiyeceklerine kadar kendi kararlarını kendileri verirler. Çalışanların zamanlarının çoğunu işte geçirdikleri düşünülürse, kendi çalışma ortamlarını kendilerinin belirlemesinden doğal birşey olamaz. Kendi belirlediği ortamda kişi daha büyük bir sevk ve verimle çalışır. Başarılı çalışanları olsun isteyen şirketlerin çalışanların tercihlerine kulak vermesi ve daha da başarılı olmaları için uygun ortamın yaratılması önemlidir.

2. Samimi olun. Airbnb’de yapılan herşeyin felsefesi herkesin ait olduğu bir dünya yaratma üzerine kuruludur. Bu felsefe şirketin misyonunu, doğru kararların alınmasını ve insanların aynı misyonu uygulamasını sağlar. Çalışan deneyimlerinin başı, Mark Levy, gerçekten güçlü bir çalışan deneyiminin en tepeden şirketin kültürü ve amacı doğrultusunda belirlendiğini söyler. Büyük bir misyona sahip şirketlerde çalışanlar kurucular ve yöneticilerin neden belli politikaları izlediklerini, yaptıklarını neden yaptıklarını bilirler. Şirket içinde açıklık ve samimiyet vardır. İş ve özel yaşam dengesini kurmak için herkes uğraşır, yönetim çalışana karşıymış gibi bir durum yoktur. Birçok Airbnb çalışanı hem çalışan hem de müşterilere yaratılan Airbnb deneyimininde ve bu deneyimi sağlayan misyondan dolayı Airbnb’de çalışmayı isterler.


3. Sürekli geliştirin. Çalışan deneyiminin çalışanların geribildirimiyle oluşturulması ve herkesin suan mutlu olması hep mutlu olacağı anlamına gelmez. Herşey gibi geliştirilmelidir. Bugün çalışanları tatmin eden şeyler yarin değişen koşullar ve işgücüyle beraber değişime uğrayabilir. Sürekli çalışanların sesleri duyulmalı değişime şirket de sürekli adapte olmalıdır.  Airbnb’de çalışma alanını “belong anywhere” (herhangi bir yere ait ol) kavramı belirler. Çalışanların kendilerine özel ofisleri veya masaları yoktur, ancak bilgisayarlarını şarj edecekleri yerler ve eşyalarını bırakacakları dolapları vardır. Tüm şehir ofisleridir. İstedikleri cafe’den, kütüphaneden veya evlerinden çalışabilirler. Bu çalışma şekli şuan çok başarılı olmakla beraber, ilk uygulamaya girdiğinde çalışanların pek de hoşuna gitmemiştir. Sınırsız bir iş ortamı kimilerinin kaybolmasına, motivasyon kaybetmesine sebep olmuştur. Liderler çalışanlardan gelen geribildirimler doğrultusunda küçük değişiklikler yaparak çalışma alanlarını daha net çizgilerle tanımlamış, beraber çalışma ortamlarının yaratılabileceği ortak alanlar oluşturmanın yollarını bulmuştur.