Alibaba'nın Jack Ma Sihri

Jack MaAlibaba’nın sihri Ma’nın sıradışı kişiliği ve liderliğinden gelmekte. Geçtiğimiz  15 yılda Çin’i değiştiren Ma vizyonu, önümüzdeki 15 yılda dünyayı değiştirmeyi hedefliyor.

Çin’in en zengin adamı, Alibaba’nın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Jack Ma. Ma’nın öyküsü hiç yoktan kendi gayreti ve disipliniyle milyarlarca dolarlık bir servet sahibi olmanın öyküsü. Ma’nin serveti bugün 25 milyar dolar olarak tahmin ediliyor, servetini Alibaba hisselerinin %7.8’i ve Alipay ödeme hizmetinin %50 hisseleri oluşturmakta.

Kimdir bu 1 milyar Çinlinin arasından sıyrılıp dünyanın en büyük internet firmasını kuran Jack Ma?

Gerçek ismi Ma Yun olan Jack Ma 15 Ekim 1964’te Çin’in güneydoğu eyaleti Hangzhou’da, üç çocuklu bir ailenin ortanca oğlu olarak dünyaya gelmiş. Çocukluğunu geçirdiği komünist Çin, ülkenin dünyadan ve özellikle de batı dünyasından keskin bir şekilde ayrıldığı bir dönemmiş. Büyüme çağında ailesinin pek parası yokmuş. Çelimsiz sıska bir çocuk olmasına rağmen, Ma sınıf arkadaşlarıyla kavga etmekten çekinmez, karşısındaki ne kadar iri olursa olsun ona kafa tutmayı bilirmiş. Değişik hobileri varmış: örneğin, çekirgeleri toplar, onları kendi aralarında savaştırır, sırf seslerinden boylarını ve tiplerini tahmin edebilirmiş.

Devamını Oku

İşinizde Kalmak Kovulmaktan Beter Olabilir mi?


hrİnsan kaynakları alanında yorum yazılarıyla tanınan Human Workplace’in kurucu CEO’su Liz Ryan kariyerinizde kovulmanın dünyanın sonu olmadığını, insanın başına kovulmaktan da kötü şeyler gelebileceğini yazıyor. Kovulmaktan daha kötü ne olabilir diyebilirsiniz. Üstelik farkında bile olmadan o kovulmaktan kötü şeyin içinde yaşıyor bile olabilirsiniz.

Kariyerinizde başınıza kovulmaktan da beter şeyler gelebilir. Forbes’da yayımlanan makalesinde, Ryan’ın kovulmaktan bin beter diye adlandırdığı liste şöyle:

1. Nefret ettiğiniz bir işte sırf değişiklikten korktuğunuz için kalmak.
2. Beraber çalıştığınız insanları defalarca yarı yolda bırakarak onların size olan güvenini boşa çıkarmak ve kendinizle ilgili kötü bir imaj yaratmak.
3. Yanlış bir işe girip, o işten nefret etmek, hemen başka bir işe atlayıp, bu yeni işin bir önceki işten de beter çıkması ve deliler gibi yeni bir iş aramak ve sırf mevcut kötü durumdan çaresizce kurtulmak için daha da kötü işlere talip olmak. Kırması neredeyse imkansız tam bir kısır döngü.
4. Kendinize olan güveninizi kaybettiğinizden ve kendi değerlerinizin farkında olmadığınızdan, kendi yetenek, bilgi birikimi ve yeteneğinizin çok altında ve de piyasa değerinin altında maaşlar veren işlere yönelmek.
5. Kariyerinizin üzerine kış uykusuna yatmak ve kariyer hedeflerinizi, tercihlerinizi ve önceliklerinizi unutmak veya yok saymak.
6. İş bulmak için hiçbir uğraş vermeden kendi kendinizi “işe alınamaz” ilan etmek.
7. Mevcut işinizde iş güvencesi var diye sevmeye sevmeye işe devam etmek. Oysa, günümüzde hiçbir işin güvenli olmadığı gerçeğini dikkate almamak.
8. İşyerinde patronunuz veya müdürünüzün sizi ezmesine katlanmak hatta bu tür davranışları normal kabul etmek.
9. Başka insanları memnun etmek için kendinizi dar kutulara sıkıştırmak ve kendi kendinize sizin nerede olmak istediğinizi bulmak için zaman ayırmamak.
10. Nerede çalışmak ve ne tür bir iş yapmak istediğinizle ilgili söz sahibi olmadığınıza inanmak ve kariyerinizle ilgili tüm kontrolü sizi işe alan işvereninize bırakmak.

Devamını Oku

Davos'tan Geleceğin Meslekleri

Ayah Bdeir2016 yılında Davos Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı rapora göre, bundan 5 yıl sonra, bugün önemli sayılan yeteneklerin %35’i yerini yeni yeteneklere bırakmış olacak. 2020 yılı itibarıyla 4. Sanayi Devrimi; gelişmiş robotları ve kendi kendine hareket eden araçları, yapay zekayı, gelişmiş materyelleri, makine öğrenimini, biyoteknoloji ve genom bilimini hayatımızın göbeğine oturtmuş olacak. Bu gelişmeler yaşama ve çalışma şeklimizi derinden etkileyecek. Bazı işler kaybolurken, diğerleri büyüyecek, yaygınlaşacak, bugün varolmayan bir kısım iş ise, herkesin kabul ettiği ve ihtiyaç duyduğu işler haline gelecek.

2016 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan İşlerin Geleceği raporu istihdam, yetenekler ve işgücü stratejisine gelecek bilimcisi gözlüklerini takarak bakıyor. Rapor, önde gelen küresel işverenler için çalışan üst düzey insan kaynakları ve strateji yöneticilerine farklı coğrafya ve endüstrilerdeki istihdam, yetenek ve işe alım kriterlerindeki dönüşümlerinin ne anlamlara geldiği üzerine sorular soruyor.

En çok hangi yetiler aranacak?

Yaratıcılık en çok aranan üç yetiden biri olacak. Yeni ürünler, yeni teknolojiler ve yeni düşünce şekilleri üzerimize çiğ gibi yağarken, bu yeniliklerden mümkün olduğunca yararlanabilmek için çalışanların gün geçtikçe daha da yaratıcı olmaları gerekecek. Robotlar ulaşmak istediğimiz yere daha da hızlı gitmemize yardımcı olacaklar, ancak kısa sürede insanda mevcut olan yaratıcılık seviyesine erişemeyecekler.
Pazarlık yapma ve esneklik gösterme yetileri 2015 senesinin aranan yetenekleri içerisinde en yüksek sıralarda yer alırken, 2020’ye geldiğimizde sıralamada gerilere düşecekler. Bunun en muhtemel sebebi makinelerin artık büyük dataları kullanarak karar alma düzeyine erişmiş olmaları. Bugün ilk 10 listesinde bulunmayan duygusal zeka ise bundan on yıl sonra en önemli yetiler arasında yerini alacak.

Devamını Oku

Yaratıcılığınızı ve Hayat Amacınızı Bulmak İçin Geç Değil

zeynep-oyku“Tıp, kanun, ticaret, mühendislik – bunlar değerli uğraşlardır ve yaşamak için gereklidir, ancak şiir, ahenk, gizem, aşk – bunlar yaşama amacımızdır.”
Bu sözler Ölü Ozanlar Derneği'nin efsanevi öğretmeni John Keating'e aittir. Keating, öğrencilerine sanatla ilgilenmenin, çok yönlü olmanın önemini anlatır. Kişi sanatla içiçe olduğunda kendisi ve çevresi için üretir, yeniler ve yenilenir, ruhunu zenginleştirir.

Kol gücüyle yapılan işlerin yerini robotlara bırakacağı bir gelecekte, bilgiye sahip olmanın önemli bir avantaj yaratacağı varsayımı doğru olabilir. Ancak küresel iletişimin yolu bilgili çalışanla daha kolay keşisince tek başına bilgi yetersizdir. Bilgiyi değerli kılan oyunu değiştiren, doğrusal olmayan belki de sanatsal bir dokunuştur. Bu anlamda, bu gün Değişim Yelpazesi’nde genç bir müzisyene geleceğe ve kariyere ilişkin sorular sorduk.

Bu haftaki konuğumuz Arp sanatçısı Zeynep Öykü.

- Hepimizin hayatı boş, yaşamayı anlamsız hissettiğimiz anlar olmuştur. Bu yavan hissi sanatla uğraşmak nasıl kırıyor sizce?

Özgür ve kendi kendine düşünebilen bir birey olarak yetiştirildim ancak anaokuluna başlar başlamaz dünyanın bu tür bireyleri istemediğini acı acı anladım. Eğitim sistemimiz yaşama sevinci, yaratıcılık ve özgür iradeyi yok etmek üzerine kurulu. Bir yandan topluma faydalı bireyler yetiştirmeyi hedeflerken, farklı düşüncenin ve yaratıcılığın toplumun asıl ihtiyacı olan şey olduğu unutulmakta. Bu yaklaşım bizleri sanattan kopuk hayatlara iter ve bizler iş adamları, mühendisler oluruz. Çok faydalı, çok gerekli işler yaparız elbet. Ama her zaman bir boşluk, bir eksiklik hissi duyarız. Bu hissi yakından tanımayanınız var mıdır?

Devamını Oku

Terfi mi, Yeni İşe Alım mı?

Terfi mi yeni işe alım mı?Çalışkan, başarılı çalışanınızı terfi mi etmelisiniz; yoksa yönetici pozisyonu için dışarıdan eleman mı almalısınız?

Şirketinizdeki yetenek havuzu, işin gerekleri, şirket kültürünüz, departman dinamikleri gibi faktörler her bir işe alımda bu sorunun cevabını değiştirme gücüne sahiptir.

Dr. John Sullivan, ERE Recruiting Intelligence için kaleme aldığı makalesinde, şirket yöneticilerinin ve insan kaynakları departmanlarının çoğu zaman ikilemde kaldığı soruyu avantajları ve dezavantajlarıyla enine boyuna inceliyor.

Yeteneği dışarıdan mı almalı, yoksa içeride potansiyel gösteren mevcut çalışanların önünü mü açmalı? Farklı şirketlerden yeteneği almak mı işgücü ihtiyacınızı giderecek yoksa üstün performansından memnun olduğunuz bir çalışanı terfi etmek mi bireysel ve takım içinde memnuniyeti arttıracak? Siyah - beyaz kadar kesin çizgilerle ayrılmayan bu kararların her zaman artı ve eksileri mevcut.  

Daha eski, büyük ölçekli oturmuş şirketlerde genellikle şirket içinde mevcut yeteneklere öncelik verilirken; daha küçük startup’ların açık pozisyonlarını dışarıdan doldurmaya çalıştıklarını görüyoruz. Birçok şirket ise her iki stratejiden de yararlanarak kimi pozisyonları içeriden doldururken, bazıları için yeni yetenekleri şirket içine çekmeye gayret gösteriyor. 

Öncelikle neden içeriden terfi veya yatay geçiş yönteminin tercih edildiğine bakalım.

Mevcut çalışanınızı farklı bir göreve kaydırdığınızda çalışanın performansı genellikle dışarıdan alıma göre daha iyidir. Şirkete yabancı olmadığından zaman kaybetmeden yeni işine odaklanır; daha hızlı bir şekilde etkili bir performans gösterir, başarı sağlar.

Devamını Oku