HASTALIK KAPIYI ÇALINCA

Yazar: Ela Erozan Gürsel

steve-jobsGün içinde uyanık kaldığımız zamanın çoğunu iş yerinde geçirdiğimizi düşünürsek, aynı ofisi paylaştığınız bir çalışma arkadaşının hastalığının çevresindekileri ne kadar etkileyebileceğini tahmin edebilirsiniz. Çalışma ortamı, düzeni ve kişilerin performansı hastalık ile sarsılabilir.

“Günün birinde Apple’ın CEO’su olarak görevlerimi yerine getiremez ve beklentileri karşılayamazsam ilk sizi haberdar edeceğimi hep söylemişimdir. Maalesef o gün geldi” diye yazar Steve Jobs 24 Ağustos 2011’de Apple yönetim kuruluna yazdığı mektupta.

Devamını Oku

DEĞİŞİM İÇİN ILIK SUYU YAVAŞ YAVAŞ ISITIN

Yazar: Ela Erozan Gürsel

kurbaga

Hiç haşlanan kurbağa sendromunu duydunuz mu? Bir kurbağayı kaynayan suyun içine atarsanız kurbağa hemen can havliyle zıplar ve kendini dışarı atar. Aniden kaynar suyla temas edince hayatta kalma içgüdüsü devreye girer ve tepki gösterir. Oysa, kurbağayı ılık suyun içine atarsanız, kurbağa keyifli bir şekilde suyun içinde yüzmeye başlar. Ocağın altını açmanızla yavaş yavaş ısınan su onu rahatsız etmez, aksine suyun ısınması hoşuna gider. İnsanlar da bazen değişimle karşı karşıya geldiğinde haşlanan kurbağalara benzer.

Eğer birdenbire büyük bir değişim yaşıyorsak, tepki gösterir, direniriz. Ne kadar değişime açık karakterde olsak da, alışılagelmiş yöntemlerin terk edilmesi, iş yapış biçimlerinin başkalaşması bizi zorlar. Özellikle de bu değişimler bugünden yarına siyahla beyaz kadar sert bir geçiş gerektiriyorsa… Hâlbuki geçiş dönemlerini bir süre ‘ılık su içinde’ kalarak geçirirsek, değişime alışmamız, değişiklikleri uygulamamız ve benimsememiz çok daha kolay olur.

Devamını Oku

DOĞRU SORULARA, DOĞRU CEVAPLAR

Yazar: Ela Erozan Gürsel

dogru soru-low

Soru sormak yaşamımızın ne kadar içinde? Konuşmalarımızın ne kadarı olumlu, olumsuz söylemler, ne kadarı soru? Soru sormak öğrenmenin en doğrudan yolu. Sorduğumuz sorulara aldığımız cevaplar doğrultusunda ilgilendiğimiz konuyla veya kişiyle ilgili yeni şeyler öğrenir, bilgimizi her an arttırırız.

Günde ortalama kaç soru sorarız dersiniz? Yetişkinlerin kişilik özelliklerine, yaptıkları işlere göre ortalama bir sayı vermek zor olsa da, araştırmalar 4 yaşındaki bir çocuğun günde ortalama 473 soru sorduğunu gösteriyor. Çocuklar meraklı gözlerle etraflarındaki herşeyi büyük bir ilgi ve öğrenme isteğiyle bıkmadan usanmadan sorular sorarak keşfederler.

Yaşları ilerledikçe sorular azalır, farklı anlama mekanizmaları devreye girer, herşeyi kolayca anlamalarını sağlayacak basit sorular yerini varsayımlara ve gözlemlere bırakır. Bu süreçte birçok duygu, düşünce, bilgi anlaşılamaz, kimi zaman kaybolur. Oysa hem kişisel hem de profesyonel yaşamımızda sorular bizi en kısa yoldan bilgiye, problemleri çözmeye, karşımızdakileri anlamaya götüren rehberler.

Ancak soru sormak öyle hafife alınacak birşey değil. Doğru soruyu doğru zamanda sormak az sayıda insan tarafından başarıyla gerçekleştiriliyor.

Devamını Oku

KOÇUNUZ HANGİ GENÇ YETENEK?

Yazar: Ela Erozan Gürsel

kocluk2Deneyimli deneyimsize yol göstereceğine, deneyimsiz taze bakış açısını deneyimliyle paylaşır. Özellikle teknoloji, sosyal medya, reklam gibi alanlarda gençlerin görüşleri kıdemli yöneticilerinkinden daha farklı, taze ve cesur olabilmekte.  Hem hizmet veya ürününüzün hedef kitlesinin nabzını tutmak, hem de doğru stratejiler geliştirmek için gençlere söz vermek Amerikan şirketleri başta olmak üzere şirketlerin son dönem uygulamaları arasında.

Size yol gösterecek örnek alacağınız hayalinizdeki koç nasıl biri? Sektörünüze yıllarını vermiş, ismini duyunca birçok kapının açıldığı, birçok işi birarada başarıyla yürüten ve deneyimlerinden kitap yazabileceğiniz parlak bir direktör mü? Yoksa genç yaşta kendi şirketini kurmuş, binbir güçlükle mücadele etmiş risk almış ve başarılı olmuş bir girişimci mi koçunuz olsun istersiniz? Peki ya, üniversiteden yeni mezun olmuş parlak fikirler, azimli çalışma isteği ve taze bir bakış açısına sahip birinin size koçluk yapmasına ne dersiniz?

Devamını Oku

SİZİN KİŞİSEL MARKANIZ NE KADAR GÜÇLÜ?

Yazar: Ela Erozan Gürsel

Kişisel Marka

Çalışanların güçlü kişisel markaları, şirketlere hem avantaj hem de dezavantaj getirebiliyor. Bir yandan güçlü kişisel marka şirketinize yeni müşteriler çekerken ve basında dikkat çekerken diğer yandan şirketinizin üretimi ve başarıları çalışanın baskın imajının gölgesinde kalabiliyor.

Kişisel marka olmak nedir?

İzinli pazarlama denince Seth Godin’dir, teknolojide yaratıcılık denince Steve Jobs’dır, CNN denince Larry King’dir, değişim denince 4 yıl önce seçim kampanyasıyla Barack Obama’dır.

Türk süper star denince Ajda Pekkan’dır, Araştırmacı Gazeteci denince Uğur Mumcu’dur, fotoğrafçı denince Ara Güler’dir, piyanist denince Fazıl Say. Bu insanlar alanlarının pîridir. Herkes onlara saygı duyar, meslektaşları onları örnek almak ister, yetenekleri, deneyim ve bilgi birikimleri tüm çevrelerde saygı uyandırır.

Devamını Oku