Olmuş Gibi Davran!

Hayatınızın dizginlerini elinize almak için en basit ve etkili strateji bir sözle başlar: ‘İstediğiniz şeye sahip olmuş gibi davranmak.’

İstediğiniz şey olmuş, hedefe ulaşmış, gitmek istediğiniz yere gitmiş gibi davranmak. ‘Gibi davranmak’ yani bir tür rol yapmak. Peki sonra… Hedeflediğiniz şeye ulaştıktan sonra nasıl davranacağınızı hayal edin. Kendinize güveninizi, kararlılığınızı ve yapabileceklerinizi kendinize kanıtladığınızda ne olacak? Sonraki adımları nasıl planlayacağınızı ve uygulayacağınızı düşünün. Ve de bu planları hemen bugünden henüz hedefe ulaşmadan yapmaya başlayın. Böyle bir bakış açısının kariyerinize nasıl derin bir etki bırakacağını anlatmam zor diyor Forbes yazarlarından Bruce Kasanoff 5 Mayıs’ta yayınlanan yazısında.

Bir düşünün. Eğer beklediğiniz terfiyi almış gibi davranırsanız, mevcut pozisyonunuzdaki performans hedeflerini kolaylıkla aşarsınız ve terfiyi hak eden ilk aday haline gelirsiniz. Eğer lisans programına kabul edilmiş gibi davranırsanız, gecelerinizi ve haftasonlarınızı öğrenmek istediğiniz konuya adamış ve öğrenmek istediğiniz alanda bilgi birikiminizi hızla arttırıyor olursunuz. Bu basit örnekler ‘gibi davranma’nın beyninize etkisini net olarak görmenizi sağlamaz. Öyleymiş gibi davranmak beyninize yeni durumun gerçek olduğu sinyalini gönderecek ve örneğin, fiziksel bir hareketse, daha dayanıklı ve güçlü hissetmenizi sağlayacaktır. Kasanoff spor salonunda koçuyla beraber çalışırken, koçu eklemlerinin ne kadar gergin olduğunu hatırlatır ve esneme hareketlerini düzenli yapmasını ister. Daha sonra, Kasanoff kendi başına egzersiz yaparken, koçunun sözlerini hatırlar ve eklemlerim çok gergin diye düşüneceğine, eklemlerinin gevşemiş ve esnek olduğunu hayal ederek gevşeme hareketlerine başlar. Esnek olduğunu düşündükçe, eklemler gerçekten gevşer, daha kolay esneme hareketlerini yapar. İnanmanın nasıl hissettiğimizi ve başarımızı doğrudan etkilediğini görürüz.

Devamını Oku

Guy Kawasaki'den CEO Yalanları

gettyimages 463765467 1CEO’ları şirketleriyle özdeşleşmiş başarılı liderler olarak hayal ederiz. Çoğu da konumunun gereklerini yerine getiren, özverili çalışan, zor kararlara imzasını atan, işleri söz konusu olduğunda kişisel yaşamını ikinci plana atan, kendilerini işine adamış profesyonellerdir. Bazen her insan gibi, yalan söylerler. Bu yalanlar bazen zararsız beyaz yalanlar olurken, bazen de kendilerini çalışanların önünde iyi gösteren, iş yaptırmayı kolaylaştıran, kendilerini takımın parçası hissettirmeye yarayan ancak sorumluluktan kaçmalarına olanak veren doğruluktan uzak sözlerdir.

Startup fazını geçmiş işletmelerde sıkça rastlanan yalanları Guy Kawasaki yazdığı blog yazısında emlak firması Redfin’in CEO’su Glenn Kelman’ın yardımıyla 16 maddeye indirmiş.

1. “Beraber çalışarak hedeflerimizi beraber belirledik.”
Diğer bir deyişle, bu hedefler CEO tarafından belirlenmiş hedeflerdir. Az sayıda yönetici bu hedeflerin yapılabilir olduğunu düşünür ancak pratikte işi yapacak ve hedeflere ulaşacak olan bu yöneticilerdir. ‘Beraber çalışmak’ şu demektir: CEO hedeflere karar verir, çalışanlar hedeflere ulaşır.

2. “Burası startup hissi veren bir ortam.”
Bu sözüyle CEO iyi bir şey mi söylüyor, kötü bir şey mi? Yani, yetişkin kontrolü olmayan, nakit sıkıntısı çekilen, ürün geliştirmenin planlananın gerisinde olduğu, yatırımcıların umudunu kestiği ve çalışanların piyasanın altında maaş aldığı bir iş ortamından mı bahsediyor? Yoksa tam aksine, enerjik takımların birbirlerinden etkilenerek inovatif işler çıkardığı, herkesin işini kendi işi gibi üstlendiği, arı gibi kendi kendine çalışan ve ışıldayan bir yapıya sahip olduğunuzu mu söylüyor CEO’nuz? Acaba tam olarak ne kastediyor? Sorun ve emin olun.

Devamını Oku

Hoşgelsin Yürüyen Toplantılar!

Steve Jobs caught on camera walking down the campus sidewalkSteve Jobs’ın adımlarını takip edin… Mecazi anlamda değil, gerçekten! Kendinize yarım saatlik yürüyüş molaları vererek.

Oturmak yeni neslin sigarası haline geldi. Bunu nasıl değiştirebiliriz? Hayatımızda devrimsel değil, ufak tefek değişiklikler yaparak. Herkes günde 8 ila 9 saat arasında oturuyor, ofiste çalışarak oturuyor, toplantı yaparken oturuyor, yemek yerken oturuyor, oturuyor… Uyuduğundan fazla saat hareketsiz bir şekilde oturuyor. Sadece toplantılarınızı yürüyerek yapsanız hayatınızda ne değişir?

Julian Hayes II, Güneydoğu Asya’da geçtiğimiz hafta yayınlanan makalesinde Steve Jobs ve üstün zekalı çok başarılı liderlerin ilginç bir ortak yönünden bahsetmekte. Her biri sağlıklı, yaratıcı, mutlu ve verimli kalmalarının yolunu düzenli yürüyüşlerine bağlamakta.

Steve Jobs ve Mark Zuckerberg’in yürümeyi yoğun iş yaşamlarının içine katmaları yürüyen toplantı konsepti içinde yaşam bulmuş. Ciddi bir konuda konuşması gerekiyorsa, Jobs’ın tercihi yürürken konuşmak olurmuş. Biyografisini yazacak olan Walter Isaacson’u ilk görüşmelerinde yürüyen bir toplantıya çağırdığında o zaman Jobs’ın bu tercihinden bihaber olan Isaacson çok şaşırmış. Oysa, Jobs büyük önem verdiği biyografisini en rahat yürüyerek  konuşacağını düşünmüştür.  

Fortune 500 şirketlerine büyüme ve strateji üzerine danışmanlık veren Nilofer Merchant’ın TED konuşmasında belirttiği gibi, yürüyerek konuşunca çok fazla şey değişebilir: temiz hava taze, yenilikçi düşüncelerin önünü açar, engelleri fiziksel olarak önümüzden kaldırdığımız gibi, zihnimiz rahatlar, daha net, açık bir şekilde düşünür, aynı netlikte, giderek daha da yaratıcı yönümüzü besleyerek çözümler üretiriz. Uyuşmuş bacaklarımız açıldığı gibi, beynimizdeki engelleri aşmaya eğilimli oluruz, yapıcı oluruz.

Devamını Oku

İşe Alımda Engellilere Şans Verin

engelEngellere değil, yapabilirliklere odaklanın.

Görmeyen, duymayan veya tekerlekli sandalyeye mahkum olan kişilerin bir kısmı engellerini yönetmeyi başararak gündelik yaşamlarını başarılı bir şekilde sürdürmeyi başarırlar. Sapasağlam insanların dahi zorlandığı şehir hayatının zorluklarını aşabilmek için farklı yöntemler bulur, ailelerinden yardım alır, yaşamlarını idame etmeye çalışırlar. Aynı gayreti iş yaşamlarında da göstermeye hazırdırlar, hatta hiçbir engeli olmayan diğer adaylara oranla daha da çok çalışmayı, daha da fazla çaba, mesai saati harcamayı ve fedakarlık yapmayı göze alırlar. Üstelik çoğu engelli kişinin engellerinin kendilerine mani olmasını önlemek için geliştirdikleri, çok iyi oldukları yönleri vardır. En iyi oldukları yönlerine konsantre olup, o yönü geliştirmek için azimle uğraş verirler.

Engelli çalışan zorunluluğunu kazanıma çevirin.

iskanunu.com’un verilerine göre, 4857 sayılı iş kanununun 30. maddesine uyarınca, özel sektörde faaliyet gösteren iş yerleri de, engelli çalışan çalıştırma mecburiyetindedir. İşverenler aynı il sınırları içinde 50 ve üzeri işçi çalıştırıyorsa, mevcut çalışan sayısının %3’ü kadar engelli çalışan çalıştırma zorunluluğundadır. Kamu kuruluşlarında bu oran %4 oranındadır. Yani, 110 kişinin çalıştığı bir özel şirkette, (110*%3=3,3) 3 engelli çalışan çalıştırma zorunluluğu vardır.

Devamını Oku

Overqualified Elemanları Kaçırmayın

overqualifedOverqualified ya da fazla nitelikli adaylara bir şans verme zamanı geldi. Neden mi? Pek çok sebepten...

Overqualified olmak işverenin iş arayana ettiği bir iltifattır. Güzel bir kadına zarafetiyle ilgili sözler söylemek gibidir. Gerçek olmakla beraber, adaya overqualified olduğunu söyleyerek ‘çok iyisin ancak bizim için fazla iyisin’ mesajını verirsiniz. Yani, ‘iş sizin olmayacak üzgünüm’ dersiniz.

Gelen başvuruları filtrelediniz. Uygun özgeçmişlerin arasından işe, departmana ve şirket içi dinamikleri dikkate alarak size en uygun kişilerle görüşmek istiyorsunuz. Önünüzdeki 10 CV’yi bir kez daha eleyeceksiniz ki en pırıl pırıl iki elemanı ‘overqualified’ diye kenara ayırdınız. Ne kadar iyi olurlarsa olsunlar sizin için fazlalar… Eğitim, deneyim, nitelikler… Her yönden bu pozisyon için bir iki gömlek büyükler. Ancak bu işe başvurmuşlar ve o veya bu nedenden iş arıyorlar. Gerçekten sadece İYİ oldukları için onları oyun dışı mı bırakacaksınız?

Durun, bir daha düşünün, yaptıkları iyi işlerden dolayı bu adayları eleyecek misiniz? Iyi olmak cezalandırılmalı mı, ödüllendirilmeli mi?

En uygun mu, en iyi mi?

Devamını Oku