Terfi mi, Yeni İşe Alım mı?

Terfi mi yeni işe alım mı?Çalışkan, başarılı çalışanınızı terfi mi etmelisiniz; yoksa yönetici pozisyonu için dışarıdan eleman mı almalısınız?

Şirketinizdeki yetenek havuzu, işin gerekleri, şirket kültürünüz, departman dinamikleri gibi faktörler her bir işe alımda bu sorunun cevabını değiştirme gücüne sahiptir.

Dr. John Sullivan, ERE Recruiting Intelligence için kaleme aldığı makalesinde, şirket yöneticilerinin ve insan kaynakları departmanlarının çoğu zaman ikilemde kaldığı soruyu avantajları ve dezavantajlarıyla enine boyuna inceliyor.

Yeteneği dışarıdan mı almalı, yoksa içeride potansiyel gösteren mevcut çalışanların önünü mü açmalı? Farklı şirketlerden yeteneği almak mı işgücü ihtiyacınızı giderecek yoksa üstün performansından memnun olduğunuz bir çalışanı terfi etmek mi bireysel ve takım içinde memnuniyeti arttıracak? Siyah - beyaz kadar kesin çizgilerle ayrılmayan bu kararların her zaman artı ve eksileri mevcut.  

Daha eski, büyük ölçekli oturmuş şirketlerde genellikle şirket içinde mevcut yeteneklere öncelik verilirken; daha küçük startup’ların açık pozisyonlarını dışarıdan doldurmaya çalıştıklarını görüyoruz. Birçok şirket ise her iki stratejiden de yararlanarak kimi pozisyonları içeriden doldururken, bazıları için yeni yetenekleri şirket içine çekmeye gayret gösteriyor. 

Öncelikle neden içeriden terfi veya yatay geçiş yönteminin tercih edildiğine bakalım.

Mevcut çalışanınızı farklı bir göreve kaydırdığınızda çalışanın performansı genellikle dışarıdan alıma göre daha iyidir. Şirkete yabancı olmadığından zaman kaybetmeden yeni işine odaklanır; daha hızlı bir şekilde etkili bir performans gösterir, başarı sağlar.

Devamını Oku

Gençlerin İş Dünyasını Beraber İnşa Edelim

Aylin OlsunGençlerden şikayet etmeyi bırakalım ve iş ortamını beraber değiştirmenin yollarını arayalım.

Bıktık bu milenyumlardan derken, Z nesli kapıya dayandı. Ne dayanması kapıyı araladılar, giriş seviyesi işlerinde kendilerini göstermeye başladılar bile. İşyerleri gençleşiyor; zevkler, renkler, saatler, toplantı yapma şekilleri, iş arkadaşları arasındaki diyaloglar bir bir değişiyor. Kollarımızı kenetleyip eleştirebilir, seyirci kalıp ayıplayabilir, esnekleşme durumunda kalan birçok kuralı anlamsız bulabiliriz. Bu direnç belki beş sene sürer, belki daha da az bir süre sonra biz de değişime küçük küçük ayak uydururuz. Belki de en doğrusu, direnmekle zaman harcamayıp, değişimi anlamak, sonra da yönetmek. Sizin şirketiniz için en uygun, her yaştan çalışanın ortada buluşacağı şirket felsefesi ne olabilir? Kıdemli çalışanlarınızla yeni mezun çalışanınızı nasıl ortak bir paydada buluşturabilirsiniz?

Değişim Yelpazesi’nin bu haftaki konuğu, liderlik yönetimi ve insan kaynakları danışmanlığı alanlarında hizmet veren ASO Company’nin kurucu ortaklarından Aylin Olsun. Kendisiyle çalışma hayatının değişen dinamiklerini, sıklıkla adını duyduğumuz ve de anlamakta ve beraber çalışmakta zorlandığımız genç nesillerin klasik iş yapış biçimlerine ters düşen beklentilerini ve nesiller arası çatışmalara çözüm getirecek önerilerini konuştuk.

Devamını Oku

Topluluk Halinde Değişiklikler Yapmak

Seth GodinBir insanın dönem dönem tek başına değişiklik arayışına girmesi doğaldır. Tek başına değişikliğe soyunduğunuzda ve başarısız olduğunuzda, kimse fark etmez. Oysa herkesi değiştirmeye çalışma dürtüsü kimi zaman daha ağır basar. Ancak tabii ki, herkes diye sözünü ettiğimiz kişiler gerçekten “herkes” değildir. O kadar fazla gürültü, bilgi kirliliğinin içinde; başka başka durumlar ve onlardan çıkan anlatımların sonucunda, herkesi değiştirme fikrinden hemen vazgeçersiniz. Herkesin çoğu zaman unuttuğu üçüncü bir alternatif daha vardır.

Devamını Oku

Mileniyal Çalışanlar Nasıl Kazanılır?

freelance milleniyalMileniyal çalışanları işe almadan önce, onları nasıl işte tutacağınızı öğrenin.

Gallup’un geçtiğimiz günlerde mileniyaller (1980-1996 doğumlu gençler) arasında gerçekleştirdiği çalışmaya göre, çalışmaya katılanların %21’i geçtiğimiz sene içerisinde iş değiştirmiş. Gene katılımcıların %60’ı (diğer nesillerin %15’i kadar üzerinde) yeni iş fırsatlarına açık olduklarını söylemiş. Katılan mileniyallerin %36’sı ekonomi iyileştiği takdirde, önümüzdeki 12 ayda farklı bir kurumda çalışmayı planlamakta. Mileniyallerin işlerine bağlılık seviyeleri de paralellik göstermekte. Sadece mileniyallerin 10’da 3’ü duygusal ve davranışsal açıdan işlerine ve şirketlerine bağlılık duymakta.

Mileniyallerin kuruma bağlılık duymamaları şirketler açısından büyük bir kayıp. En basit yönüyle, enerji ve dikkatlerini işlerine vermedikleri anlamına geliyor. İşlerini umursamıyorlar, ucundan tutuyorlar. Ofis saatlerinde fiziksel olarak işyerinde olmakla beraber, kafaları tam olarak işte değil. Böyle bir bakış açısında olunca, sürekli yeni fırsatlar aramaları ve kalmak için sebep bulamamaları normal. Dışardan bakıldığında ise hiçbir şeyden mutlu olmayan, her an iş değiştirmeye hazır, pek de güvenilirliği olmayan çalışanlar gibi algılanıyorlar. Oysa, kendilerine kalmak için yeterli sebep verilmiyor...

Devamını Oku

Ah bu yeni nesil yok mu!

Leadershipİşte mileniyal özellikleri: Amaç odaklı. Marka eğilimli. Inovatif. Çevresiyle bağlantılı. Cesur.

Bugün çalışan nüfusunun üçte birini mileniyaller oluşturuyor. 2025 yılına geldiğimizde, çalışan nüfusunun %75’inin mileniyal olması bekleniyor. Yani, bugünün yeni yetme yöneticileri yarının oturmuş liderleri arasına girecek. Bugün x nesli ve de daha da yaşını almış olgun liderlerin yadırgadığı ve dudak büktüğü genç mileniyallari anlamak zorunlu hale geliyor. Öncelikle diğer nesillerin isteseler de istemeseler de kabul etmek durumunda oldukları gerçek “liderlerin yüzlerinin ve davranışlarının değişmekte olduğu gerçeği”.

TEDx Beacon Street için yaptığı konuşmada Deloitte’ta lider konumunda çalışan Kristen Puchek mileniyallara çağrıda bulunuyor: “Gelin “mileniyal” etiketine sahip çıkalım”. 1983 doğumlu olan Puchek mileniyal nesline ucundan dahil olduğunu soyleyerek başlıyor TED konuşmasına. Konuşmasının ana teması, mileniyalleri mileniyal yapan nitelikler ve bu niteliklerin yarının liderlerini yaratmadaki önemi. Öncelikle eleştirilere bir bir cevap veriyor. “Bir tek etiketle sınıflandırılmayı çok yanlış buluyorum. Ben mileniyal olmanın yanında, çalışan bir anneyim, eşim, MBA mezunuyum ve daha birçok sıfatım, niteliğim, rolüm var. Benim kimliğimi tüm bu etiketler birarada oluşturuyor. Sadece biri değil.” Sonra da streotip haline gelmiş, herkesin mileniyallarla ilgili söylediği sıfatları tek tek ele alıyor. İlk sıradaki sıfat “hak sahibi olmak”.

Devamını Oku