Kişisel Markanızı Nasıl Güçlendirirsiniz?

512777 636210257350605892 16x9Sosyal medya profillerimiz, blogumuz ve web sayfamızın fiziksel benliğimizden daha görünür olduğu günümüzde, sanal kimliğimiz kanlı canlı bizi temsil ediyor. Sanal kimliğimiz gerçek bizle ne kadar örtüşüyor? Daha iyi bir sanal kimliğe nasıl erişebiliriz? Kişisel markamızı nasıl güçlendiririz?

İş dünyasının liderlerine biyografi yazarlığı yapan Bruce Kasanoff’un 14 Kasım’da Linkedin’de yayınladığı yazısında, sosyal medyayı kullanarak kişisel markanızı nasıl sağlamlaştıracağınızı, bağlantı ağınızı genişleteceğinizi ve işinizle ilgili hizmet alma arayışında olan kişilerin size gelmesini nasıl sağlayacağınızı basit örnekler ve adım adım yapılması gerekenlerle kaleme almış. Örnekleri, yazısını yayınladığı profesyonel sosyal medya platformu Linkedin’den. Adına Julie diyelim diye yazmış, biz Leyla diyelim. Leyla kişisel markasıyla ilgili tavsiye istiyor: “Kişisel markamı ve profesyonel networkumu oluşturmaya çalışıyorum. Amacım, seneye bu zamanlar ilk danışmanlık kontratımı garantilemek. Bu amacıma sosyal medyayı kullanarak nasıl ulaşabilirim? Yaptığım işle ilgili nasıl potansiyel müşterilerimin ilgisini çekebilirim?” diye soruyor.

Kasanoff yıllarca bu gibi soruları almaya ve farklı endüstri, meslek ve iş alanındaki kişilere farklı sosyal medya platformlarını dikkate alarak cevap vermeye alıştığı gibi, artık profesyonel tavsiyelerini bir yerde toplamaya karar vermiş.

Devamını Oku

Değer Kazanan Dijital Para: Bitcoin

what is bitcoin storyPara bir muhasebe sistemi. Kimin ne kadar borcu veya alacağının olduğunu kaydeden bir sistem. Herhangi bir para sisteminin yürümesi için güvenilir bir üçüncü partiye ihtiyacı var: Paranın gerçek olduğunu garanti edecek bir otorite. Yüzlerce yıldır bu otorite hükümetler olmuş. Şimdi bu tanımlardan parayı çıkarın, yerine bitcoini koyun.

Bitcoin; aynı para gibi bir muhasebe sistemi, alım-satım, alacak ve borçların, ve her türlü değerin kaydedildiği bir sistem. Bitcoinin en önemli farkı aracıların ortadan kaldırılması ve iki kişinin doğrudan birbirine para yani bitcoin yollayabilmesi. Tüm bu işlemler internet üzerinden blok zincirler aracılığıyla herkesin görebileceği açık defterlerde (open ledger) kayıt altına alınıyor. Güvenilir üçüncü partinin (bankanın) yerini şeffaf herkesin internet üzerindeki bir bitcoin platformundan görebileceği paylaşım sistemine bırakıyor.

Devamını Oku

Bakma ve Bakılma Ekonomisi

care eco dunya

Bakım ekonomisinin başrolünü kadınlar oynuyor.

Care ekonomisi nedir?

Care ekonomisi fiziksel, psikolojik ve duygusal yardıma ihtiyaç duyan veya gelişmekte olan kişilerin bakımından doğan ücretli ve ücretsiz işlerin tamamını içine alır. İşin içine evlerimizde küçük çocuklarımıza bakmamız, aile büyüklerimize bakmamız gibi tam olarak ekonomiye girmeyecek işler girdiğinden sınırları pek de net çizilemeyen bir ekonomidir. Türkçeleştirdiğimizde “bakım ekonomisi” dediğimiz care ekonomisi sağlık, eğitim, yaşlı ve çocuk bakımı gibi geniş bir sektör yelpazesini kapsar. Bakım ekonomisinin aktörleri; hem ücretli hem ücretsiz bakım hizmeti veren birey ve kurumlardan oluşur. Bu sektörler içinde de bakım işlerinin çoğu ücretsiz yapılan işler olarak görüldüğünden ve de dünya genelinde bakım işlerinin büyük bir kısmının kayıtsız yapılmasından bu ekonominin büyüklüğünü kestirmek oldukça zordur.

Bakım evde yapıldığında gündelik yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan işlerin bir parçası olarak görülür. Ev işleri, market alışverişi, yemek yapmak, bulaşık yıkamak, çamaşır yıkamak, ütü, çocukların okuldan alınması, beraber ders çalışılması, yaşlı annenize bakmak gibi ailenin tüketimini ve ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan işler ekonomi içerisinde görülmemekte, ülkelerin GSYH’sine yansıtılmamakta. Oysa, bakım işi toplumların geleceği ve insanoğlunun refahı için son derece önemlidir. Bakım işleri sayesinde işgücü sürdürülebilir, aileler üretken olabilir, insanlar ekonomiye katkı sağlayabilir, toplumlar bu sayede gelişebilir, evrimleşebilir.

Devamını Oku

Erkekler Ağlamaz

LewisHowesLewis Howes’un son kitabı “Erkekliğin Maskesi”, yenilmez erkeklerin tabularla örülmüş maskelerini deşifre etmekte.

Lewis Howes. Başarılı Amerikalı futbolcu, genç girişimci, çok okunan yazar.

Hayatı boyunca sporcu kimliğiyle öne çıkmış, lise yıllarında iki spor dalında başarı kazanmış, daha sonra profesyonel olarak futbol oynamış, herkesin takdir ve gıpta ettiği göz önünde bir kişi.

Erkekliğin Maskesi kitabının websitesinde okurlarına yazdığı mektupta şöyle diyor: “Bir atlet olarak yetiştiğim tüm çocukluğum; soyunma odasından, koçlarımın bana tekrar tekrar söyledikleri, toplumun kabulleri ve medyanın “erkek olmanın” ne olduğu ya da ne olması gerektiği normlar üzerine kuruldu.” Hiç tanımadığı bir adam tarafından henüz beş yaşındayken cinsel tacize uğramış olan Howes, bu gerçekle son zamanlara kadar yüzleşmemiş, tüm öfkesini, nefretini, savunma mekanizmasını içinde büyütmüş. Kaybetmemek ve sapasağlam ayakta kalmak için hep savaşçı bir ruha sahip olmuş. Olabileceği en iyi atlet olmak için çok çalışmış.

Devamını Oku

İçe mi, Dışa mı Dönüksünüz? Oysa, bir ihtimal daha var!

ice donukİçe dönük ve dışa dönük insanlar yok değil, peki ille de birinden biri mi olmalısınız? Hayır bilakis dengede olmak en iyisi

1920’lerde içe dönük ve dışa dönük terimlerini ünlü psikolog Carl Jung ortaya atmıştır. O günlerden itibaren de, birçok kişilik testi saptamalarını içe dönük ve dışa dönük kişilik özellikleri üzerine kurmuştur. En yaygın kişilik testlerinden Myers-Briggs’in beş temel karakter özelliğinin başında içe ve dışa dönük olmak gelmektedir. Jung’un bu iki temel karakter özelliğiyle ilgili yaptığı en önemli saptama, içe dönük kişilerin enerjilerini yalnızken aldıkları, dışa dönüklerin ise, çevrelerinden ve ilişkide oldukları kişilerden aldıklarıydı. Jung zamanında bir üçüncü grubun da var olduğunu ve bu grubu motive edenin kendi içinden mi, yoksa çevresindeki insanlardan mı geldiğini saptamanın pek de kolay olmadığını söylemiştir. Psychological Types’ta yayınlanan makalesinde, Jung bu üçüncü grubun sayıca diğer iki gruba göre daha fazla olduğunu ve sivrilmemiş normal insanların sıklıkla bu kategoriye girdiğini yazmıştır.

Devamını Oku