DOĞRU SORULARA, DOĞRU CEVAPLAR

Yazar: Ela Erozan Gürsel

dogru soru-low

Soru sormak yaşamımızın ne kadar içinde? Konuşmalarımızın ne kadarı olumlu, olumsuz söylemler, ne kadarı soru? Soru sormak öğrenmenin en doğrudan yolu. Sorduğumuz sorulara aldığımız cevaplar doğrultusunda ilgilendiğimiz konuyla veya kişiyle ilgili yeni şeyler öğrenir, bilgimizi her an arttırırız.

Günde ortalama kaç soru sorarız dersiniz? Yetişkinlerin kişilik özelliklerine, yaptıkları işlere göre ortalama bir sayı vermek zor olsa da, araştırmalar 4 yaşındaki bir çocuğun günde ortalama 473 soru sorduğunu gösteriyor. Çocuklar meraklı gözlerle etraflarındaki herşeyi büyük bir ilgi ve öğrenme isteğiyle bıkmadan usanmadan sorular sorarak keşfederler.

Yaşları ilerledikçe sorular azalır, farklı anlama mekanizmaları devreye girer, herşeyi kolayca anlamalarını sağlayacak basit sorular yerini varsayımlara ve gözlemlere bırakır. Bu süreçte birçok duygu, düşünce, bilgi anlaşılamaz, kimi zaman kaybolur. Oysa hem kişisel hem de profesyonel yaşamımızda sorular bizi en kısa yoldan bilgiye, problemleri çözmeye, karşımızdakileri anlamaya götüren rehberler.

Ancak soru sormak öyle hafife alınacak birşey değil. Doğru soruyu doğru zamanda sormak az sayıda insan tarafından başarıyla gerçekleştiriliyor.

Devamını Oku

KOÇUNUZ HANGİ GENÇ YETENEK?

Yazar: Ela Erozan Gürsel

kocluk2Deneyimli deneyimsize yol göstereceğine, deneyimsiz taze bakış açısını deneyimliyle paylaşır. Özellikle teknoloji, sosyal medya, reklam gibi alanlarda gençlerin görüşleri kıdemli yöneticilerinkinden daha farklı, taze ve cesur olabilmekte.  Hem hizmet veya ürününüzün hedef kitlesinin nabzını tutmak, hem de doğru stratejiler geliştirmek için gençlere söz vermek Amerikan şirketleri başta olmak üzere şirketlerin son dönem uygulamaları arasında.

Size yol gösterecek örnek alacağınız hayalinizdeki koç nasıl biri? Sektörünüze yıllarını vermiş, ismini duyunca birçok kapının açıldığı, birçok işi birarada başarıyla yürüten ve deneyimlerinden kitap yazabileceğiniz parlak bir direktör mü? Yoksa genç yaşta kendi şirketini kurmuş, binbir güçlükle mücadele etmiş risk almış ve başarılı olmuş bir girişimci mi koçunuz olsun istersiniz? Peki ya, üniversiteden yeni mezun olmuş parlak fikirler, azimli çalışma isteği ve taze bir bakış açısına sahip birinin size koçluk yapmasına ne dersiniz?

Devamını Oku

SİZİN KİŞİSEL MARKANIZ NE KADAR GÜÇLÜ?

Yazar: Ela Erozan Gürsel

Kişisel Marka

Çalışanların güçlü kişisel markaları, şirketlere hem avantaj hem de dezavantaj getirebiliyor. Bir yandan güçlü kişisel marka şirketinize yeni müşteriler çekerken ve basında dikkat çekerken diğer yandan şirketinizin üretimi ve başarıları çalışanın baskın imajının gölgesinde kalabiliyor.

Kişisel marka olmak nedir?

İzinli pazarlama denince Seth Godin’dir, teknolojide yaratıcılık denince Steve Jobs’dır, CNN denince Larry King’dir, değişim denince 4 yıl önce seçim kampanyasıyla Barack Obama’dır.

Türk süper star denince Ajda Pekkan’dır, Araştırmacı Gazeteci denince Uğur Mumcu’dur, fotoğrafçı denince Ara Güler’dir, piyanist denince Fazıl Say. Bu insanlar alanlarının pîridir. Herkes onlara saygı duyar, meslektaşları onları örnek almak ister, yetenekleri, deneyim ve bilgi birikimleri tüm çevrelerde saygı uyandırır.

Devamını Oku

ÇEŞİTLİLİK YÖNETİLİRSE ‘ZENGİNLİK’, YÖNETİLMEZSE ‘TEHLİKE’ OLUR

Yazar: Ela Erozan Gürsel

Çeşitlilik yönetilirse ‘zenginlik’, yönetilmezse ‘tehlike’ olurFarklı kültür, dil, din ve ırka mensup bireylerin bir arada çalıştığı şirketler vardır. Farklılıkların iyi yönetilmesi önemlidir. Aksi halde şirket içinde birtakım çatışmalar yaşanması olağandır. Çatışmaları ortadan kaldırmak için en etkili yol; her çalışanın ırk, etnik köken, kültür, dil, din, cinsel eğilimi, fiziksel yeterlilik düzeyi ve aile yapısını anlamak ve her faklılığı değer vererek kabul etmektir.

Dünyanın en prestijli orkestralarından Londra Filarmoni Orkestrası’nın canlı performansını dinleme şansınız oldu mu hiç? 80 yılı geride bırakan başarılı orkestranın Yüzüklerin Efendisi’nde Oscar’a layık görülen müziğinin melodisi hala hafızamızda mı? Çok sayıda değerli piyanist, keman virtüözü ve opera sanatçısının eşlik ettiği orkestra 2007’den bu yana dünyaca ünlü şef Vladimir Jurowski tarafından yönetiliyor. Müziğe yıllarını vermiş, yaşamlarının büyük bölümünü flüt, trompet, davul ve arp çalmakla geçirmiş birbirinden yetenekli müzisyenlerden oluşan orkestra dahi bir şef tarafından yönetilmese ne olur?

Devamını Oku

UZMAN DEYİP GEÇME!

Yazar: Ela Erozan Gürsel

İşe alım uzmanı, satış ve pazarlama uzmanı, dış ticaret uzmanı, muhasebe uzmanı ve daha nice ilan…

Herhangi bir online iş portalına girdiğinizde ‘uzman’ kelimesiyle bir arama yapın, karşınıza binlerce giriş seviyesi ilan çıkacak.  Uzman çoğu zaman 1 ila 2 yıl deneyimli veya yeni mezunların yapabileceği işler için uygun görülen unvan Türkiye’de. Peki yurtdışında nasıl diye aklınızdan geçiriyor olabilirsiniz. Durum yurtdışında da pek farklı değil…

Amerika ve İngiltere’de uzmanla aynı anlama gelen ‘expert’ ve ‘specialist’ terimleri giriş seviyesi pozisyonlarına veriliyor.  Asya’nın en fazla sayıda çok uluslu şirketine ev sahipliği eden – benim de ikamet ettiğim - Singapur’da ise, bu terimlere bir de yenisi ekleniyor: ‘executive.’ Batı dünyasındaki ‘yönetici’ anlamı yerine, burada executive uygulayan, işi yürüten anlamlarında kullanılıyor.

Kısacası, uzman ünvanını işe girerken peşin olarak veriyoruz ve taptaze beyinleri ‘uzmanlaşma’ serüvenine dâhil ediyoruz.

Devamını Oku