Başarmak İçin Antrenmana Var mısınız?

9ocakBilim bu üç şeyin bizi başarıya götürdüğünü savunuyor. Aidiyet duymak, gelişim özteorisine inanmak ve kişisel hedefleri olmak.

Henry Ford bir keresinde şöyle demiş: “Yapabileceğini veya yapamayacağını düşünüyorsan, muhtemelen haklısın.”  Kısa ancak mesajı net bu sözü Ford’un ölümünün üzerinden 70 sene geçmiş de olsa, geçerliliğini koruyor hatta bilimsel çalışmalarla destekleniyor.

Bill Murphy Jr.’ın inc.com’da yayınlanan yazısında gözler yeni bir araştırma projesine çevriliyor.
National Science Foundation’ın yeni bir araştırma projesi Ford’un sözlerinin sağlaması niteliğinde. Araştırma üniversite öğrencilerinin çalışma faktörlerini ele almış, hangi faktörler onları iyi not almaya, okulda kalmaya ve mezun olmaya itmekte araştırmış. Murphy’nin Henry Ford kuralları adını verdiği üç etken ön plana çıkmış.


Kendine inanmak başarıda en büyük faktör

Kendine ve kendi yeteneklerine inanmak başarılı olma şansını yükseltmekte.

NSF tarafından fonlanan araştırma projesi, dünya genelinde 12 psikolog ve diğer alanlardaki profesörlerin üniversite öğrencilerinin başarısını araştırdığı 61 uygulamaya dayalı çalışmayı aynı çatı altında topluyor. Başarılı üniversite öğrencileri, hangi branşı okuyor, hangi sosyoekonomik statüden geliyorlarsa gelsinler, üç ana noktada birleşiyorlar:

Devamını Oku

2017’de İş Dünyasına Yaratıcılıklarıyla Damga Vuranlar

2 Ocak 2018Farklı sektörlerden, farklı mesleklerden ve iş yapış biçimlerinden bir avuç insan yeniliğin başını çekebiliyor. Fast Company’nin bu seneki ilk 100 inovatör listesinden ileri gelenlere bir göz atın. Yeni senede size iş yaşamınızda ilham vermeleri umuduyla...

 

James Anderson
Kimdir? Hükümet İnovasyon Programlarının Başı, New York

Neden yaratıcı? Şehirleri inovasyona ittiği için

Ne yaptı/yapıyor? James Anderson, Bloomberg Philanthropies’in hükümet inovasyon bölümünde şehir liderlerinin ivedilikle çözmeleri gereken problemlere çözüm üretmekte. Takımıyla beraber tasarladığı programlar şehirlerin işleyişini, yaşayanların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik. Anderson’a göre, şehirlerin tekerleği yeniden tekrar tekrar icat etmelerine gerek yok. Birbirlerine bakarak öğrenebilir. Başarılı uygulamaları kendi coğrafya ve kültürlerine uyarlayabilirler. Şehirler, yaşayan, gelişen, dönüştürülen çözüm merkezleri haline gelebilir. Bir şehri hayal edin, işe yarayan fikirlerin geliştirildiği ve daha sonra da başka şehirlerle paylaşıldığı bir ekosistem gibi işliyor. Bir sonraki adımda sonuç aldığı uygulamalarını diğer şehirlerle paylaşıyor. İşte Anderson böyle bir şehir sisteminin peşinde. Anderson’ın başarılı projelerinden biri Bloomberg Harvard Şehir Liderlik İnisiyatifi. Bu proje ile, şehir yöneticileri ücretsiz liderlik eğitimleri alıyorlar ve Mayors Challenge adı verilen yıllık bir yarışmayla yöneticilere uygulanabilir ileri görüşlü fikirleri için burslar ve koçluk imkanları sağlanıyor.

Devamını Oku

Deneyimlemeden Bilemezsiniz

395919 -       Çıplaklar kampına gitmek ister misin?

-       Bilmem ki nasıl birşeydir?

-       İşte bir sürü çıplak insan bir arada.

-       Bana birkaç fotoğraf göstersen nasıl bir şey anlarım.

Aslında hiç de anlamazsınız.
Bir takım giysisiz insanın resmine bakıp o grup içerinde çıplak olmanın nasıl bir his olduğunu bilemezsiniz. Çıplaklar kampında olmanın hissini ancak başka insanların sizi çıplak görmesiyle anlayabilirsiniz.

Deneyim sahibi olmanın tek yolu deneyimi yaşamaktır. Deneyim resme bakarak edinilmez. Resmin içinde olmanız gerekir.

Bir şeyi ilk kez deneyimlemek cesaret ister çünkü korkutucudur. İlk deneyimden gelecek korkudan kaçınmak için, o deneyimi daha önce yaptığımız bir şeye benzer bir kutuya koyarız ve kendimizi güvende hissederiz. Tabii, yeni bir deneyimi eski bir deneyimi sakladığımız bir kutuya koyduğumuzda artık o yepyeni bir deneyim olmaktan çıkar, problem de çözülmüş olur. Korkuyu zapt ederken kendinizi yeni deneyimden de mahrum etmiş olursunuz. Yeni bir kutu edinemezsiniz. Yeni deneyimin tüm maksadını kaçırırsınız.

Deneyim en iyi öğretmendir
Deneyim en iyi öğretmendir atasözü bizlere kendi deneyimlerimizden yararlı dersler çıkarmanın önemini hatırlatır. Çevremizdeki bilge kişiler bizlere deneyimlerini aktarabilir; televizyon, kitap, dergi ve filmlerden birçok şey öğrenebiliriz ancak çoğu zaman kendi başımızdan bir olay geçmeden anlatılanlardan ders çıkartmayız. Zorlu bir problemle karşılaştığımızda bize anlatılanların değerini anlarız ancak iş işten geçmiş olur.

Devamını Oku

Bültenler Geri Döndü!

Bultenler Geri DonduBirçok alanda geçmişe, doğala, basite özlem duyuyoruz ve kendimizi geri dönüş arayışı içinde buluyoruz. Annelerimizin döneminde bahçelerde yetiştirilen sebzeler, ağaçların dalından koparılıp yenen meyveler “organik” oldu, biz onların peşlerinden hafta sonu sabahın bir köründe kalkıp pazarlara gider, kilometrelerce yol kattedip köylere gider, yiyecekleri yerinden alır olduk. Giysilerde, makyajda, tasarımda retroya dönüşü sıklıkla görüyoruz, seviyoruz. Peki ya teknolojide sizce hep daha dijital, daha görsel, daha interaktif şeylerin peşinde miyiz?

Uzun metinler yerine infografiklerle özetlenmiş, video ve fotoğraflarla kısacık mesajlar ile anlatılan öyküler daha çok dikkatimizi çekiyor. Bilgi çok, zaman az. Hangi bilgileri okuyalım, neleri öğrenelim? Her şey hap haline gelmiş; bizim için okunmuş, ana fikirler çıkarılmış, analiz yapılmış olsun. Saatlerce okuyacağımıza birkaç dakikada konuyla ilgili bilgi sahibi olalım. Armut piş, ağzıma düş.

Birkaç cesur adam retro bir iletişim aracıyla bize armudu pişirip sunuyor. E-posta ile beraber gelişmiş en basit iletişim aracı olan bültenleri kendi uzmanlık alanlarında çarpıcı bilgiler vermek ve analizlerini paylaşmak için kullanıyor.

Fast Company’nin “Sizi Daha Akıllı Yapacak Bültenler” başlıklı yazısında size ilham kaynağı olacak 9 bültenden söz ediliyor. Bu bültenleri ve kapsamlarını inceleyelim mi?

1. REDEF, medya, teknoloji ve pop kültürün karışımı.
Viacom and Slingbox’ın eski yöneticisi Jason Hirschhorn, REDEF adını verdiği bülteniyle moda, medya, müzik, spor ve teknoloji alanlarında kaçırmamanız gereken makaleleri, video ve podcastlarla e-postanıza ulaştırıyor. Aynı zamanda makale, video ve podcast’lere ulaşabileceğiniz websayfasında günün seçilen makaleleri, medya, teknoloji, spor, moda gibi alanlarda yayınlananlar ve “REDEF Orijinalleri” var. “REDEF Orijinalleri”, REDEF takımı tarafından yayınlanan içerikleri kast ediyor. Popüler makaleler arasında, farklı bloglardan ve belli başlı gazetelerden alıntılara ve doğrudan linklere rastlamak mümkün.

Birkaç çarpıcı makalenin konu başlıkları şöyle: Ben Evans’ın blogundan Amazon makinesi (Amazon’u büyük bir makinaya benzetip şirketin işleyişini anlatmakta.), The New Yorker’da yayımlanan D. T. Max’ın data bilimi ve Jim Simons üzerine makalesi (Wall Street’de sayıların kralı olarak tanınan ve algoritmaların sırrını çözerek milyarder olan Jim Simons, kurduğu The Flatiron Institute ile data bilimine milyarlarca dolar hibe ediyor. Simons’un amacı finans kurumu Renaissance’nin analitik stratejilerini bilimi geliştirmek ve insanlığa yardım etmeyi hedefleyen projelere odaklanmak. Enstitünün üç aktif bölümü var: bilişimsel biyoloji, bilişimsel astronomi, bilişimsel kuantum fizik.) ve 2017’de Silikon Vadisi’nin en kötü özürleri (Facebook’tan Uber’e kabahatten büyük özürler). Sayfayı ziyaret edin, birkaç makale okuduktan sonra bültene yazılıp yazılmamaya karar verin.

Devamını Oku

Kişisel Markanızı Nasıl Güçlendirirsiniz?

512777 636210257350605892 16x9Sosyal medya profillerimiz, blogumuz ve web sayfamızın fiziksel benliğimizden daha görünür olduğu günümüzde, sanal kimliğimiz kanlı canlı bizi temsil ediyor. Sanal kimliğimiz gerçek bizle ne kadar örtüşüyor? Daha iyi bir sanal kimliğe nasıl erişebiliriz? Kişisel markamızı nasıl güçlendiririz?

İş dünyasının liderlerine biyografi yazarlığı yapan Bruce Kasanoff’un 14 Kasım’da Linkedin’de yayınladığı yazısında, sosyal medyayı kullanarak kişisel markanızı nasıl sağlamlaştıracağınızı, bağlantı ağınızı genişleteceğinizi ve işinizle ilgili hizmet alma arayışında olan kişilerin size gelmesini nasıl sağlayacağınızı basit örnekler ve adım adım yapılması gerekenlerle kaleme almış. Örnekleri, yazısını yayınladığı profesyonel sosyal medya platformu Linkedin’den. Adına Julie diyelim diye yazmış, biz Leyla diyelim. Leyla kişisel markasıyla ilgili tavsiye istiyor: “Kişisel markamı ve profesyonel networkumu oluşturmaya çalışıyorum. Amacım, seneye bu zamanlar ilk danışmanlık kontratımı garantilemek. Bu amacıma sosyal medyayı kullanarak nasıl ulaşabilirim? Yaptığım işle ilgili nasıl potansiyel müşterilerimin ilgisini çekebilirim?” diye soruyor.

Kasanoff yıllarca bu gibi soruları almaya ve farklı endüstri, meslek ve iş alanındaki kişilere farklı sosyal medya platformlarını dikkate alarak cevap vermeye alıştığı gibi, artık profesyonel tavsiyelerini bir yerde toplamaya karar vermiş.

Devamını Oku