İş Başvurularında Kendiniz Efsaneleşin!

is basvurusuMileniyaller ve sonrasında doğan nesilleri önceki nesillerin anlayamaması o kadar doğal ki… Bu genç nesiller düşüncelerinde ve davranışlarında öyle özgürler ki… Kim ne demiş, ne düşünmüş, ne yapılması, nasıl davranılması uygun olur, normlar nelerdir gibi hiçbir takıntıları yok. Bugün bu işi yapıyorlar; yarın hoşlarına giden, kendilerini heyecanlandıran bir iş mi çıktı önlerine, hemen kendilerini rüzgarın yönüne bırakırlar. 3 ay sonra başka yönden bir rüzgar mı esti, “Bir de bu yönü deneyeyim neden olmasın?” deyip, tereddütsüz yeni bir maceraya atılırlar.

Oysa, bugün kırklı yaşlarında olan bir kişi daha geleneksel bir iş hayatının insanıdır. Kafasında inanmasa da kabul ettiği kalıplaşmış kurallar vardır. 3 ay sonra işini değiştirmeye kalkarsa, içinden bir ses ona ‘dur yapma, yeni işin şimdiki işinden daha iyi olacağından emin misin, bu 3 aylık deneyim özgeçmişinde nasıl duracak, bir başka görüşmeye gittiğinde bu kadar sık iş değiştirmiş olmayı nasıl anlatacaksın’ der. Alışmıştır beraber çalıştığı büyüklerinden insan kaynaklarında nelerin kabul edilir, nelerin kabul edilemez olduğunu dinlemeye. Kafası karışır kendi kendiyle çelişir. Bu yüzden fırsatları kaçırdığı, sonra da pişmanlıktan kendini yiyip bitirdiği olur.

Devamını Oku

Dijital Göçebelerden misiniz?

C9TGnVrXgAAy6QDDijital göçebe de ne demek? Göçebenin dijitali analoğu mu olur diyenlerden misiniz? Yoksa dijital göçebelik kavramını birkaç senedir takip eden ve bu yaşam tarzına özenen yenilikçilerden mi?

Dijital göçebeler uzaktan çalışarak yaşamlarını istedikleri ülkede sürdürmeyi başaran hızla büyüyen bir topluluk. Nomad veya göçebe olarak anılmalarının sebebi çoğu zaman bir ülkede birkaç aydan fazla kalmamaları ve yeni bir şehre, ülkeye geçip orada yepyeni bir düzen kurmaları. İşyerleri internet bağlantısı olan her yer. Evleri küçücük bir pansiyon odasından deniz kenarında bir bungalova kadar kendi zevkleri ve ihtiyaçları doğrultusunda farklılık göstermekte. Ana amaç özgürlük. Bir eve, bir ofise, bir şehre, ülkeye veya kıtaya bağlı kalmadan gönüllerince istedikleri yerde istedikleri kadar yaşayıp yollarına devam etmek.

Çalışma yerleri bazen ortak çalışma alanları, bazen plaj kıyısında bir masa ve sandalye, bazen bir cafe, kesilmeyen bir internet olduktan sonra her yerden işlerini yapabilme özgürlüğüne sahipler. Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, VOIP ve bulut hizmetleri uzaktan çalışmayı büyük ölçüde kolaylaştırmakta. Zorluklar yok mu, pek tabii ki var, merkez ofisle aradaki zaman farkı, farklı kurallar ve kanunlar, uluslararası sağlık sigortalarının kapsamı, aile, arkadaş ve partnerlerle uzaktan yürütülen ilişkiler, seyahat, keyif ve iş arasında denge kurma...

Devamını Oku

Olmuş Gibi Davran!

Hayatınızın dizginlerini elinize almak için en basit ve etkili strateji bir sözle başlar: ‘İstediğiniz şeye sahip olmuş gibi davranmak.’

İstediğiniz şey olmuş, hedefe ulaşmış, gitmek istediğiniz yere gitmiş gibi davranmak. ‘Gibi davranmak’ yani bir tür rol yapmak. Peki sonra… Hedeflediğiniz şeye ulaştıktan sonra nasıl davranacağınızı hayal edin. Kendinize güveninizi, kararlılığınızı ve yapabileceklerinizi kendinize kanıtladığınızda ne olacak? Sonraki adımları nasıl planlayacağınızı ve uygulayacağınızı düşünün. Ve de bu planları hemen bugünden henüz hedefe ulaşmadan yapmaya başlayın. Böyle bir bakış açısının kariyerinize nasıl derin bir etki bırakacağını anlatmam zor diyor Forbes yazarlarından Bruce Kasanoff 5 Mayıs’ta yayınlanan yazısında.

Bir düşünün. Eğer beklediğiniz terfiyi almış gibi davranırsanız, mevcut pozisyonunuzdaki performans hedeflerini kolaylıkla aşarsınız ve terfiyi hak eden ilk aday haline gelirsiniz. Eğer lisans programına kabul edilmiş gibi davranırsanız, gecelerinizi ve haftasonlarınızı öğrenmek istediğiniz konuya adamış ve öğrenmek istediğiniz alanda bilgi birikiminizi hızla arttırıyor olursunuz. Bu basit örnekler ‘gibi davranma’nın beyninize etkisini net olarak görmenizi sağlamaz. Öyleymiş gibi davranmak beyninize yeni durumun gerçek olduğu sinyalini gönderecek ve örneğin, fiziksel bir hareketse, daha dayanıklı ve güçlü hissetmenizi sağlayacaktır. Kasanoff spor salonunda koçuyla beraber çalışırken, koçu eklemlerinin ne kadar gergin olduğunu hatırlatır ve esneme hareketlerini düzenli yapmasını ister. Daha sonra, Kasanoff kendi başına egzersiz yaparken, koçunun sözlerini hatırlar ve eklemlerim çok gergin diye düşüneceğine, eklemlerinin gevşemiş ve esnek olduğunu hayal ederek gevşeme hareketlerine başlar. Esnek olduğunu düşündükçe, eklemler gerçekten gevşer, daha kolay esneme hareketlerini yapar. İnanmanın nasıl hissettiğimizi ve başarımızı doğrudan etkilediğini görürüz.

Devamını Oku

Guy Kawasaki'den CEO Yalanları

gettyimages 463765467 1CEO’ları şirketleriyle özdeşleşmiş başarılı liderler olarak hayal ederiz. Çoğu da konumunun gereklerini yerine getiren, özverili çalışan, zor kararlara imzasını atan, işleri söz konusu olduğunda kişisel yaşamını ikinci plana atan, kendilerini işine adamış profesyonellerdir. Bazen her insan gibi, yalan söylerler. Bu yalanlar bazen zararsız beyaz yalanlar olurken, bazen de kendilerini çalışanların önünde iyi gösteren, iş yaptırmayı kolaylaştıran, kendilerini takımın parçası hissettirmeye yarayan ancak sorumluluktan kaçmalarına olanak veren doğruluktan uzak sözlerdir.

Startup fazını geçmiş işletmelerde sıkça rastlanan yalanları Guy Kawasaki yazdığı blog yazısında emlak firması Redfin’in CEO’su Glenn Kelman’ın yardımıyla 16 maddeye indirmiş.

1. “Beraber çalışarak hedeflerimizi beraber belirledik.”
Diğer bir deyişle, bu hedefler CEO tarafından belirlenmiş hedeflerdir. Az sayıda yönetici bu hedeflerin yapılabilir olduğunu düşünür ancak pratikte işi yapacak ve hedeflere ulaşacak olan bu yöneticilerdir. ‘Beraber çalışmak’ şu demektir: CEO hedeflere karar verir, çalışanlar hedeflere ulaşır.

2. “Burası startup hissi veren bir ortam.”
Bu sözüyle CEO iyi bir şey mi söylüyor, kötü bir şey mi? Yani, yetişkin kontrolü olmayan, nakit sıkıntısı çekilen, ürün geliştirmenin planlananın gerisinde olduğu, yatırımcıların umudunu kestiği ve çalışanların piyasanın altında maaş aldığı bir iş ortamından mı bahsediyor? Yoksa tam aksine, enerjik takımların birbirlerinden etkilenerek inovatif işler çıkardığı, herkesin işini kendi işi gibi üstlendiği, arı gibi kendi kendine çalışan ve ışıldayan bir yapıya sahip olduğunuzu mu söylüyor CEO’nuz? Acaba tam olarak ne kastediyor? Sorun ve emin olun.

Devamını Oku

Hoşgelsin Yürüyen Toplantılar!

Steve Jobs caught on camera walking down the campus sidewalkSteve Jobs’ın adımlarını takip edin… Mecazi anlamda değil, gerçekten! Kendinize yarım saatlik yürüyüş molaları vererek.

Oturmak yeni neslin sigarası haline geldi. Bunu nasıl değiştirebiliriz? Hayatımızda devrimsel değil, ufak tefek değişiklikler yaparak. Herkes günde 8 ila 9 saat arasında oturuyor, ofiste çalışarak oturuyor, toplantı yaparken oturuyor, yemek yerken oturuyor, oturuyor… Uyuduğundan fazla saat hareketsiz bir şekilde oturuyor. Sadece toplantılarınızı yürüyerek yapsanız hayatınızda ne değişir?

Julian Hayes II, Güneydoğu Asya’da geçtiğimiz hafta yayınlanan makalesinde Steve Jobs ve üstün zekalı çok başarılı liderlerin ilginç bir ortak yönünden bahsetmekte. Her biri sağlıklı, yaratıcı, mutlu ve verimli kalmalarının yolunu düzenli yürüyüşlerine bağlamakta.

Steve Jobs ve Mark Zuckerberg’in yürümeyi yoğun iş yaşamlarının içine katmaları yürüyen toplantı konsepti içinde yaşam bulmuş. Ciddi bir konuda konuşması gerekiyorsa, Jobs’ın tercihi yürürken konuşmak olurmuş. Biyografisini yazacak olan Walter Isaacson’u ilk görüşmelerinde yürüyen bir toplantıya çağırdığında o zaman Jobs’ın bu tercihinden bihaber olan Isaacson çok şaşırmış. Oysa, Jobs büyük önem verdiği biyografisini en rahat yürüyerek  konuşacağını düşünmüştür.  

Fortune 500 şirketlerine büyüme ve strateji üzerine danışmanlık veren Nilofer Merchant’ın TED konuşmasında belirttiği gibi, yürüyerek konuşunca çok fazla şey değişebilir: temiz hava taze, yenilikçi düşüncelerin önünü açar, engelleri fiziksel olarak önümüzden kaldırdığımız gibi, zihnimiz rahatlar, daha net, açık bir şekilde düşünür, aynı netlikte, giderek daha da yaratıcı yönümüzü besleyerek çözümler üretiriz. Uyuşmuş bacaklarımız açıldığı gibi, beynimizdeki engelleri aşmaya eğilimli oluruz, yapıcı oluruz.

Devamını Oku